Elinde olmadan bir ah çekti oldukça mahzundu Maria...
“Ben de onun kanını taşıyorum. Eğer o geceyi yaşamasaydım. Gerçeklerle yüz yüze kalmasaydım babamdan ne farkım olacaktı?”
- Doğrudur pederim. Her şey yolunda gördüm. Lakin bir terslikle karşılaştığımı itiraf etmeliyim.
Hususi konuşulacağını anlayan kadınlar, nazikçe Kâbus’u selâmlayarak geri geri çekilip odayı terk ettiler. Maria, babasının boynuna sarıldı, alnına bir öpücük kondurdu. Kâbus, kızını şefkatle tuttu, yanındaki koltuklardan birine oturmasını sağladı.
- Hayırdır! De hele neymiş o ters olan şeyimiz?
- Efendimiz! Bütün insanların önünde hak ettiği ağır cezayı vereceğiniz adam öyle bir hâlde ki, bir iki güne kalmaz mevta olur. Siz, o zaman halkın huzuruna kimi, ne diye çıkaracaksınız? Kusura bakmayın ama; “Yedi başlı, dokuz canlı Osmanlı, durduğu yerde ölmüş mü!” diyeceksiniz yoksa? Böyle şey olmaz aziz pederim!
- Böyle şey olmazmış ha? Hay aptal kızım hay!
Diyerek, odayı çınlatan bir kahkaha patlattı Kâbus.
- Osmanlı........
