"Doğan Bey, Allah'ın izniyle suçluları er geç getirecek..."
Süleyman Çelebi, yazdığı müsveddeleri edeple, biraz da utanarak uzattı. Emîr hazretleri, her bir yazıyı ayrı ayrı inceledi.
Ağlayarak hatalarını, kusurlarını anlattı. Tövbe ve istiğfar ettiğini söyledi Çelebi.
- Onun için hâlâ toplum içine çıkamıyorum.
- Doğan Bey’imiz Allahü teâlânın izniyle suçluları er geç getirecek.
- Bu bir müjde efendim. Maksadım, bana emanet edilen kürsüden yapılan haksızlığı, yanlışlığı, yine aynı kürsüden düzeltmek.
- Yazdıklarını ver bakayım.
Süleyman Çelebi, yazdığı müsveddeleri edeple, biraz da utanarak uzattı. Emîr hazretleri, her bir yazıyı ayrı ayrı inceledi.
- Hepsi de Sevgili Peygamberimizin üstünlüklerini anlatıyor. Fakat ölçü, kafiye tutmamış!
- Farkındayım efendim.
Hilâl kaşını yukarı kaldırdı. İri, kara gözleri sanki daha bir büyüdü. Kocaman kavuğu altında daha heybetli görünen kafasını ağır ağır salladı;
- Süleyman efendi, öfkeyi yenmen lazım. Hâlâ o hadisenin........
