menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zor zamanda yanınızda olanlara dikkat!

42 0
03.07.2026

185 yıl önce bugünlerde, Osmanlı Devleti’ni yeniden güçlendirmek adına büyük ıslahatlara girişen II. Mahmud Han vefat etmişti (28 Haziran 1839). Muhtemelen Osmanlı Devleti üzerinde uzun bir süredir projeler yürüten "gizli bir cunta" tarafından şehit edilmişti. Bu konuda çok ciddi ipuçları ve deliller olmasına rağmen günümüz tarihçilerinin buna hiç değinmemesi ve çalışma yapmaması manidardır! Sanki o cunta hemen her alanda başarılı olmuş ve II. Mahmud Han’dan sonra icraatlarını tam olarak devam ettirmiştir. Biz bu cuntaya "Tanzimat devri ricali" diyoruz.

Bunlar İngilizlerin desteği ve teşvikiyle ilk olarak Tanzimat’ı ilan ettirecekledir. Padişahlığa Abdülmecid Han geçmiştir. Henüz on altı yaşındadır ve son derece gizli yürütülen faaliyetlerin farkında olamamıştır. Devlet içte ve dışta sıkıntılarla boğuşmaktadır. İşte böyle bir dönemde İngiltere, Mısır valisine karşı güya Osmanlı Devleti’nin yanında saf tutacaktır. Hâlbuki belki de size en büyük felaketi yaşatacak olan düşmanınızdır! Dolayısıyla bazen düşmanlarınız ileride zehrini rahat akıtabilmek adına zor zamanda dostunuzmuş gibi yanınızda yer alır. Ardından da hissettirmeden zerini akıtır!..

İşte İngilizler de bugün dahi etkilerini devam ettiren Tanzimat Fermanı'nı böyle dikte ettirdiler. "Türk’ün ölüm fermanı" olan bu meş’um girişim liselerde gençlerimize hâlâ parlak ifadelerle anlatılmaya devam etmektedir. O, bu şekilde anlatıldığı müddetçe de Türk, başına geçirilen "mankurtluk çuvalı"nı asla çıkaramayacaktır...

Tanzimat’la ilgili bazı değerlendirmelerde fermanın padişah ve bütün sivil bürokratın katılımı ve istişaresi sonucu kararlaştırılmış olduğu yazılı ise de ilandan sonraki uygulamalar bunun böyle olmadığını göstermektedir.

Zira uzun istişarelerle alınan kararların uygulamaları; daha sistemli ve ne yapılacağı bilinen hangi adımların atılacağı öngörülmüş olmalıdır. Oysa Tanzimat’tan sonra böyle olmayıp “kervan yolda düzülür” anlayışı üzere bir hareketin vuku bulduğu görülecektir.

Bu durumda fermanın padişah ve sivil bürokrat birlikteliğinden ziyade Reşid Paşa’nın Mehmed Âlî Paşa gailesini fırsata çevirip İngiliz desteği karşılığında ülkeyi satışa götürmekten başka bir şey olmadığı anlaşılacaktır.

Nitekim hükûmet Tanzimat reformlarını uygulama hususunda hazırlıklı değildi. Dolayısıyla ıslahatlar ülkenin tamamında değil de öncelikle Edirne, Bursa, İzmir, Ankara, Aydın, Konya ve Sivas gibi nispeten merkeze yakın, kolaylıkla denetlenebilecek yerlerde uygulamaya konuldu. Trabzon eyaleti önce bu kapsamda değerlendirildi. Fakat büyük bir tepkiyle karşılaşıldı ve uygulama ertelendi.

Diğer taraftan Merkezle ciddi sorunlar yaşayan Mısır eyaleti de çok uzak olmasına rağmen uygulama kapsamına alındı ve 6 Aralık 1839 tarihli fermanla Mehmed Âlî Paşa’dan Tanzimat’ı Mısır’da uygulaması istendi.

Paşa, fermanı ilân edeceğini, idaresi altındaki yerlerde bu ilkeleri zaten bir süreden beri uyguladığını bildirdi. İki tarafın birbirine karşı bu tavrı aslında bir güç gösterisine, rekabete ve arkasında Osmanlıları Mısır’la karşı karşıya getirmek isteyen Batılı aklı işaret etmekteydi.

Kendilerini görmüyorlardı!

Türkiye’de bazı akademisyenlerimiz Tanzimat Fermanı'nda yer alan maddelere bakarak........

© Türkiye