menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devlet, imzasını emanet kalemle atmaz

16 21
25.01.2026

Bazı kavramlar vardır; söylendiği anda bir dönemin bittiğini, yenisinin başladığını hissettirir. “Terörsüz Bölge” ifadesi de onlardan biri. Hakan Fidan’ın “Terörsüz Türkiye” vizyonunu bu kavrama tahvil etmesi, bir güvenlik hedefinin genişlemesi değil; bir zihniyet parantezinin kapanışıdır.

Çünkü Türkiye artık savunma hattını haritaların çizdiği sınırlarda değil, coğrafyanın ruhunda kurmaktadır.

Bu, klasik anlamda bir güvenlik stratejisi değildir. Bu, nizam kurma iddiasıdır. Adı konulmamış ama fiilen inşa edilen bir Pax Turcica mimarisidir.

Uzun yıllar Türkiye, çevresindeki krizlerle “idare eden”, yangın kendi sınırına dayanmasın diye uğraşan bir ülke olarak tasvir edildi. Oysa bugün gelinen noktada Ankara, krizi bekleyen değil; krizi doğduğu yerde söndüren bir merkeze dönüşüyor. Irak’taki denge arayışı, Suriye’de kurulan yeni temas zemini, Balkanlarda canlandırılan barış platformları… Hepsi aynı potada eritiliyor. Türkiye artık sorunlardan kaçan değil, sorun çözen bir istikrar üreticisi olarak sahneye çıkıyor.

Bu dönüşümün en kritik kırılma noktası ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllardır kararlılıkla savunduğu vatandaşlık merkezli yaklaşımın sahada haklılığını açık biçimde ortaya koymasında gizlidir.

Hakan Fidan’ın bölgedeki Kürtleri “aziz ve asil bir millet” olarak tanımlaması, diplomatik bir nezaket değil; sosyolojik bir resttir. Batı’nın yüzyıldır Kürt sosyolojisini Türkiye’den........

© Türkiye