Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Doğu Akdeniz uyarısı: Cevabımız çok net, çok da sert olur!
Washington ile Tel Aviv arasındaki savaş yönetimi krizi Ankara’dan çok farklı görünüyor. Türkiye’nin bu tabloya bakışı ne Batı medyasının müttefik gerginliği küçümsemesiyle ne de bölge ülkelerinin “İsrail her zaman kazanır” teslimiyet refleksiyle örtüşüyor.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın AK Parti Grup toplantısı kürsüsünde dile getirdiği uyarılar, bölgesel denklemi kökten değiştirebilecek bir stratejik sinyalin ifadesiydi.
Önce tablonun gerçek çerçevesini koyalım ortaya.
İran sahasında yaşananlar, bildiğimiz anlamda bir bölgesel çatışmanın çok ötesine geçti. Manşetlerde nükleer tesisler, hava operasyonları, vekil güçlerin füzeleri uçuşuyor. Ancak asıl soru şu; bu savaşın zamanlamasını, sınırlarını ve haritasını gerçekte kim belirliyor? Trump ile Netanyahu arasında başlayan derin gerilim, sıradan bir diplomatik pürüz değil. Karşımızdaki tablo, Orta Doğu’daki savaş yönetme hakkı üzerine kurulmuş yapısal bir güç mücadelesi niteliğinde.
Trump’ın Beyaz Saray’daki tercihi giderek netleşiyor; kontrollü gerilim, nokta atışı, pragmatik denge. Amerikan bütçesini, askerini ve itibarını yutan ucu açık savaşlara hayır...
Katil Netanyahu için ise tablo tamamen ters simetride duruyor. İran operasyonunu ertelemek ya da Washington’un takvime bağlaması, İsrail’in bölgedeki dokunulmazlık doktrinini kökünden sarsmak demek. Tel Aviv, haydut askerî gücü sadece savunma aracı olarak değil, bölgeye sözüm ona nizam veren siyasi bir dil olarak kullanıyor. Bu yüzden iki lider aynı cephede yer alıyor göründüğü hâlde,........
