Milyonlarca çalışanın bilmediği fazla mesai ve huzur denklemi...
Göz nuru, akıl teri ve nasırlı eller... İnsan hayatının en kutsal değeri emektir. Yüce Peygamberimizin "Alın teri kurumadan işçinin hakkını veriniz" düsturu boşuna yer etmemiştir. Kul hakkının en hassas çizgisi burada başlar. Ancak modern çalışma hayatında hakkın yerini bulması, sadece niyetle değil, kanunun lafzıyla ve ruhuyla mümkündür.
Bugün fabrikalarda, plazalarda, şantiyelerde milyonlarca çalışan "fazla mesai" yapıyor. Peki, döktüğümüz her damla terin hukuki karşılığını tam olarak biliyor muyuz? Gelin, çalışma hayatımızın bu en çetrefil mevzusunu, kanunun labirentlerinde kaybolmadan, gün yüzüne çıkaralım.
HAFTALIK 45 SAAT EŞİĞİ
Mevcut İş Kanununda fazla mesai hesabında terazi genel olarak günlük değil, haftalık esaslara göre kuruluyor. Kanuna göre fazla çalışma; haftalık 45 saati aşan mesailerdir. İşveren, yönetim hakkı kapsamında iş sözleşmesini de göz önünde bulundurarak işin tabiatına göre haftanın bir gününü yoğun, diğer gününü hafif geçirebilir. Yeter ki haftalık terazi 45 saati aşmasın.
Fazla mesai sürekli bir akar değildir. Hukuki tabirle arızi, yani geçici, istisnai bir durumdur. Bu yüzden, işten ayrılırken hesaplanan kıdem tazminatının içine fazla mesai ücretleri dâhil edilmez. Ancak emeklilik maaşının hesabında dikkate alınır. Yüksek emekli maaşı için fazla mesai ücretleri büyük ehemmiyet taşır.
FAZLA SÜRELERLE........
