menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump gözünü dikti: Sırada Küba mı var?

35 0
06.06.2026

Yıllarca Beyaz Adam tarafından sömürülen, sonra kaos içerisinde yaşayan Kübalılar, 70 yıl evvel Domuzlar Körfezi Çıkarması’nda ABD ile savaştılar, kazandılar. Şimdi ise o ülkede sığınmacı olabilmek için lastik botla okyanusa açılıyorlar ve ufukta yine bir “çıkarma” var gibi. Lakin şartlar bu defa çok farklı…

Evvel zamanlarda Karayipler'de Taino halkı yaşar, sakin mutedil insanlardır. Coğrafî keşifleri başlatan Cenevizli kaptan ve kâşif Kristof Kolomb, Küba'da 3 ay kalır, bir saldırıya uğramaz, müspet kanaatlerle döner yurduna.

Papa VI. Alexander, devrinin İspanya kralına bahsi geçen bölgeye yerleşmelerini ve halkı Katolik yapmalarını emreder. Önce Küba’nın doğusundaki Hispaniola adasına mekân tutarlar, bilahare genel Vali Diego Velzquez misyonerleri ortalığa salar. Ahali karşı koyar, işgalciler tazyike başlar. Taino reisi Hatuey hayli direnir. İspanyolların elinde ateşli silahlar vardır, hesapsız kan döker ve şefi ele geçirirler sonunda. İnfaz öncesi şefin yanına bir Rahip gelir, “Vaftiz olursa cennete gideceğini” fısıldar kulağına. Kabul etmeyince yakılarak öldürülür, batıl bir itikat uğruna.

Küba’da 16. asra gelindiğinde yerli halk azalır, işgalciler şeker kamışı ve tütün üretiminde çalıştırmak üzere Afrika'dan köle toplar. Çin ve Meksika'dan da amele getirirler ayrıca. Demografi değişse de direniş sürer, çocuklar İspanyol nefreti ile büyür, diş gıcırdatır mütegallibenin baskısına.

Asırlar sömürüyle geçer, derken Carlos Manuel de Céspedes adlı bir çiftlik sahibi kölelerini azat edip silahlandırır ve bağımsızlık mücadelesine başlar. Halkın “Vatanın Babası” dediği Céspedes Avukattır ayrıca. Yayınladığı bildiriyle (Grita de Yala) Küba’nın bağımsızlığını ilan eder ve “On Yıl Savaşları” (1868-78) başlar. Kendi çatışmalarda ölse de isyan aksamaz.

Bayrağı şair José Marti alır (1895), hürriyet savaşı hız kazanır. Marti ahaliyi Amerikalılara yanaşmaması hususunda uyarır, “O canavarı tanıyorum" der, "inlerinde yaşadım zira!”

300 bin Kübalının öldüğü savaşta ne İspanyollar ne de yerliler kazanır. Ülkenin verimli topraklarına göz diken ABD, Kübalılara destek olur, Guantanamo Koyu’nda bir deniz üssü kapar. Sözüm ona gemilerine kömür ikmali yapacaktır ama askerî hapishane kurar ne işe yarayacaksa!

1899 yılında Küba muhtariyetini ilan eder. Asırlar süren İspanyol hegemonyasından kurtulurlar ama bu defa ABD boyunduruğuna girerler. Artık şeker ve tütün ticaretine Sam Amca bakmaktadır.

Küba, 20 Mayıs 1902’de imzalanan Platt Antlaşması ile bağımsızlığını ilan etse de ABD hükümrandır. ABD idaresi işine gelmeyen mevzulara müdahale eder, menfaatini önde tutar.

Fulgencio Batista Zaldívar 1901 doğumlu Kübalı bir çiftçi çocuğudur. 1921’de orduya katılır, steno yazabildiği için itibar kazanır kışlada. Dost edinmesini bilir, çevresini genişletir. Eylül 1933'te örgütlediği çavuşlarla iktidarı devirir ve Küba'nın en güçlü adamı hâline gelir. Sırtını ABD'ye yaslar, 7 sene kalır başta. 1940 seçimlerini de kazanır, sandıklar elindedir zira. Bu arada eğitimi yaygınlaştırır; iktisadi büyümeyi hızlandırır. Kalıcı değil kaçıcıdır, tekaüde ayrılınca Florida’ya taşınır, varlığını emlake yatırır.

Batista sonrası rüşvet ve kayırma artar yozlaşma başlar, kamu........

© Türkiye