Hussi-Suudi savaşı ve Babu’l Mendep kontrolü: Mekke Paktı’nın ilk testi
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu/ Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Orta Doğu Uzmanı
Suudilerin Doğu-Batı enerji boru hattını vuran Bab’ul Mendep’i kapatan Husiler, Riyad’ı kımıldayamaz hâle getirdiler. Bu süreçte Mekke Paktı üyeleri ile Mısır’ın neler yapacağı merak edildi. Ancak Türkiye’nin bir maceraya girmeyeceğini, TBMM’den geçirmediği Mekke Paktı üzerinden rahatlıkla anlayabiliriz. Ancak boğazlarının geçişleri ciddi sıkıntıya girmesi hâlinde Türkiye’nin stratejisi değişebilir.
Orta Doğu’yu 1517-1917 yılları arasında kontrol altında tutan Osmanlı İmparatorluğu’ndan sonra (Pax-Ottoman) Orta Doğu’ya, İngiltere ve Fransa hâkim oldu (1917-1956).
Sykes-Pico (1915) anlaşmasıyla Fransa ve İngiltere arasından bölüştürülen Orta Doğu’da, bu tarihten itibaren (Kanal Savaşı-1956) Sovyetler Birliği (SSCB), ABD ve İsrail hâkim oldu. Esasen SSCB de iki asırlık Sıcak Sulara ulaşma odaklı Grand Strateji’si (Büyük Strateji) kapsamında buraya girmek istediyse de, Türkiye engelinden dolayı, Hazar ve Akdeniz’i birleştiremedi; Ermenistan ve Suriye’den (Tartus deniz üssü) öteye geçemedi.
SSCB’nin 1989 yılında çökmesinden sonra ABD önce Irak’ı imha, 2003 yılından sonra işgal etti. ABD, 11 Eylül 2001 kumpasıyla hem Suudilerin paralarına el koydu hem de Çin’e karşı Afganistan’ı işgal etti. Böylece esasen Orta Doğu’da üçüncü “Büyük Oyun” (Great Game) başlatılmış oldu ki; 21. asır küresel hâkimiyeti için şu anda bu süreç yaşanmaktadır.
ABD’nin tek başına dünyaya hâkim olmak için uyguladığı strateji, esasen “Medeniyetler Çatışması”na (İslam ve Çin medeniyetine karşı Hıristiyan-Yahudi medeniyet çatışması-Hungtington Tezi-1993) dayanmaktadır ki; bu teze uygun olan 11 Eylül 2001 saldırıları ve bu süreçte hazırlanan “Bölünmüş Orta Doğu Projesi” (BOP-C. Rise 2004-Tel Aviv’de ilan edildi) kapsamında 22 ülkenin sınırlarının (Irak, İran, Yemen, Suudi Arabistan, Türkiye, Sudan, Libya…) değiştirilmesi hedeflenmiştir. (*)
BOP, esasen ikinci Sykes-Pico anlaşması olarak görülmektedir ki; şu anda Husilerin saldırıları altında bulunan Suudi Arabistan’a, bol para ve anlaşmalara rağmen ABD’nin yardım etmemesi, Doğu Akdeniz ve Hürmüz saldırıları bu süreçte anlamlı görülmektedir.
HAMAS’IN 9 EYLÜL SALDIRILARI VE MEKKE PAKTI (2026)
1993 Oslo Barış görüşmelerini tıpkı bugünkü Gazze barışı gibi, Filistin’i imha etmek için bir oyalama aracı olarak kullanan İsrail, esasen “Büyük İsrail” hedefine uygun olarak yürümektedir. Bu çerçevede Suriye ve Lübnan’a giren İsrail, Hindistan (IMEC) ve Güney Kıbrıs-Yunanistan ile askerî-ekonomik pakt kurmuş ve Suriye’de Türkiye’yle dolaylı olarak çatışma hâlinde bulunmaktadır.
İsrail ve ABD’nin, İran, Lübnan ve Suriye başta olmak üzere öngörülemeyen ve sınırsız Orta Doğu saldırıları, Hindistan’ın Pakistan’la savaşı ve Suudi Arabistan’ın da İsrail, İran hatta ABD tehdidine maruz kalması sebebiyle Mekke Paktı’nın kurulması acil ve hayati hâle gelmiştir.
Mekke Paktı (resmî adıyla Mekke Ortak Savunma Antlaşması), Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos tarihinde Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde imzalanan bir güvenlik ve savunma ittifakıdır. Zengin Suudi Arabistan, nükleer güce sahip Pakistan ve NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahip olan Türkiye’nin kurucu üye olduğu pakt, NATO gibi birine yapılan saldırı hepsine yapılmış sayılan hayati bir maddeye de sahiptir.
Mısır, Bangladeş, Cezayir ve Suriye’nin de üye olması beklenen ve........
