9 EYLÜL, LOZAN VE EMPERYALİSTLER!..
Birinci Dünya Savaşı başlarken, karşımızda yer alan İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD ortak bir bildiri yayımlayarak amaçlarını açıklamışlardı:
“Savaştaki amacımız, Avrupa uygarlığına yabancı olan barbar Türkleri Balkanlar’dan sonra Anadolu’dan da atarak geldikleri yere, Orta Asya steplerine göndermektir..”
Aslında, Savaş’ta yanımızda yer alan Almanya, Avusturya gibi devletler de aynı amaçtaydılar. Paylaşımda anlaşamadıkları için onlardan ayrılmış ve “aslan payını kapmak” beklentisi ile bizim müttefikimiz(!) olmuşlardı. Çünkü bu amaç Avrupalıların bin yıllık hayalleriydi…
Batılıların Türk düşmanlığının nedenini, 1930’larda Hitler’den kaçarak Türkiye’ye sığınmış Alman bilim insanlarından Prof. Dr. Fritz Neumark açıklamıştır.
Bir sohbet sırasında, bir öğrencisinin “Hocam, Avrupalılar bizi neden sevmiyor?” sorusunu, Neumark şöyle yanıtlar:
“Avrupalılar Türkleri sevmez. Çünkü siz 1000 yıl Anadolu’yu Haçlılara mezar yaptınız. 400 yıl da ensemizde at koşturdunuz. …Türk düşmanlığı Avrupalıların genlerine işlemiştir!..”
Tarihin tozlu sayfalarını çevirip bin yıl geriye doğru giderseniz, Voltaire gibi bir hümanisten Karl Marks gibi bir enternasyonalist/ komüniste, Bacon ve Leibniz gibi bilim insanlarından Erasmus gibi düşünürlere kadar, binlerce ünlü ve yurdumuzda da saygı duyulan Batılının,“ırkçı” ve “soykırımcı” nitelikte Türk düşmanı sözleri ve yazıları ile karşılaşırsınız.
Örneğin, adını Türkiye’de herkesin duyduğunu düşündüğüm Erasmus, bir kitabında şunları yazar:
“Türkler, geçmişleri karanlık barbar insanlardır. Hristiyanların varlıklarını sürdürmeleri için Türkleri yok etmeleri gerekir.”
Avrupalılar bu hayallerini gerçekleştirmek için bin yılda 100 proje hazırlamış ve bu amaçla savaşlar çıkarmış/ seferler düzenlemişlerdi (bknz: T. G. Djuvara, Cent Projets de Partage de la Turquie, Paris, 1913).
Buna göre, 1. Dünya Savaşı’ndaki düşmanlarımızın, “Erasmus’un düşüncesini 400 yıl kadar sonra yaşama geçirmek istemiş olduklarını” öne sürebiliriz!
Bu durumda, Birinci Dünya Savaşı’na “101. Proje” diyebiliriz!…
Bu savaşın sonunda imzalanan Sevr Antlaşmasıyla hayallerini gerçekleştirdiklerini düşünüyorlardı ki karşılarına, onların deyimiyle, “100 yılda bir dünyaya, nadiren gelen bir Büyük Dahi”, “Milenyumun Dahisi” ya da “Bir Mucize Adam” çıktı. 19 Mayıs 1919’da “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek işe başladı ve 9 Eylül 1922’de düşmanı denize dökerek hayallerinin gene yıkılmasına neden oldu.
9 Eylül’de kazanılan bu zafer, Lozan Antlaşmasıilekayıt altına alınmış/ tescil edilmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile de taçlandırılmıştır…
Sevr’in çöp sepetine atılmasını içine sindiremeyen ABD, Lozan Antlaşması’nı imzalamadı ve “zaferin mimarı” Atatürk’ü en büyük düşman ilan etti:
“Antlaşma, Timurlenk kadar hunhar, Müthiş İvan kadar sefih ve kafatasları piramidi üzerinde oturan Cengiz Han kadar kepaze olan bir........
