menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Devletleri Teşkilatı, Aral Gölünü Kurtarma Görevini Programına Almalıdır

200 0
19.08.2026

Türk Devletleri Teşkilatı’nın Aral Gölünü Kurtarma Görevi

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ekonomik, siyasal ve sosyal sorunların baskısı altındaki yeni Türk cumhuriyetleri, Türkiye’den her alanda yardım bekledi. Bununla beraber, 70 yıl Moskova hegemonyasında kalan bu devletler, bilinçaltındaki Komünizm propagandasının  da etkisiyle yeni “ağabey” değil, ortak işbirliği yapabilecekleri, ortak tarihi ve kültürü olan bu ülkeyle “kardeşlik” istediler. Türkiye, ilk yıllarda bu cumhuriyetlere önemli yardımlarda bulundu. Mesela Rus kuşatması altındaki Kuzey Kazakistan’ın Kazakistan’dan koparılmaması için, başkentin Astanaya’ya taşınması ve cansuyu yatırımları Türkiye’nin desteğiyle gerçekleşti. 1992’de Ankara’da toplanıp kurumsallaşan “Türkçe Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi”, 2009 Nahçıvan Antlaşmasıyla Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) dönüştü.

Aynı dili, tarihi ve kültürü paylaşan bu devletlerin uluslararası örgütleşmeleri, benzer örneklerde olduğu gibi dünya barışı ve refahı için uluslararası hukukun desteklediği kurumlaşmadır. Kuruluş antlaşması ve sonraki mutabakatlar üye ülkelerin her alanda işbirliğini, aralarındaki sorunların dostça çözümünü öngörmekte, huzur ve refahın tesisi için yardımlaşmayı teşvik etmektedir. Bununla beraber kuruluşundan itibaren hangi sorunların çözüldüğü, hangi önemli konularda işbirliği yapıldığı tartışmalıdır. Başarısız bir örgütlenmeyi dahi, devlet/hükümet başkanlarının aynı zeminde toplanmalarını sağlamasını dikkate alarak gerekli, faydalı bulurum. Ancak dev gibi sorunlar, maruz kalınan haksızlıklar, işbirliği halinde önlenebilecek felaketlerin gündeme alınmaması mazur görülemez.

2025 TDT zirvesinin akabinde Türk cumhuriyetlerinin GKRY’ni tanıyarak diplomatik ilişki kurmaları, sadece bu devletlerin AB’den 12.5 milyar Euro karşılığınkda kardeşlerine ihaneti değil aynı zamanda Türkiye’nin yetersiz diplomasi ve tanıtım ayıbının sonucudur. Mesele Pakistan ve İran’dan zaman zaman gelen heyetler Keşmir veya yaptırımlar hususunda Türk akademisyenleri bilgilendiren toplantılar düzenlediler, üniversitelere geldiler, misyon binalarına çağırdılar ve diplomatik zeminlerde ayrıntılı belge ve bilgi sundular. Ancak Kıbrıs davasını kardeş cumhuriyetlerde anlatma, 1960 ve sonrası gelişmelerle ilgili belge, yayınları sunma, gerekirse temel kaynakları her cumhuriyetin kendi lehçesine çevirme konusunda bir girişim duymadım. Hatta mesela Ermeni soykırım iddiaları konusundaki başta TTK olmak üzere temel kaynakların Türkiye’nin bütçesiyle eğitimini sürdüren Manas Üniversitesi........

© Turkish Forum