Terörsüz Türkiye: Devlet aklı, millet iradesi
Türkiye, terörle mücadelede tarihî bir dönemeçten geçmektedir. “Terörsüz Türkiye” hedefi; silahları susturmayı, terörün siyasi, ekonomik, sosyal ve psikolojik tahribatını ortadan kaldırmayı, devlet-millet bağını güçlendirmeyi ve Türkiye’nin gelecek yüzyılını sağlam bir iç cephe üzerine inşa etmeyi amaçlamaktadır.
İşte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te yaptığı tarihî çağrı ve sonrasında ortaya koyduğu kararlı iradenin önemi burada ortaya çıkmaktadır. 10 Ağustos’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, bu iradenin hukuk zeminindeki önemli bir yansıması olmuştur. Kanunun 467 oyla kabul edilmesi, Terörsüz Türkiye hedefinin Meclis zemininde geniş bir siyasi iradeye ulaştığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Ancak Sayın Bahçeli’nin 12 Ağustos’taki değerlendirmesinde vurguladığı üzere, bu süreç bir son değil, yeni bir safhanın başlangıcıdır. “Kaybedecek vaktimiz yoktur” anlayışı, bundan sonraki dönemde sözlerin somut adımlara, siyasi iradenin ise kurumsal uygulamaya dönüşmesini gerekli kılmaktadır. Çünkü devlet aklı, tarihî süreçleri günlük siyasi polemiklerin gölgesinde bırakmadan, milletin ve devletin geleceğini esas alır.
Türkiye'nin terörle mücadelede geldiği nokta da bu anlayışla değerlendirilmelidir.
Bu mesele herhangi bir siyasi partinin kısa vadeli kazancı değildir. Mesele Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenliği, egemenliği ve toplumsal bütünlüğüdür.Bunun yolu ise güçlü devlet, üstün hukuk, sağlam kurumlar ve ortak millî değerlerden geçmektedir.
Hukuk burada belirleyici bir role sahiptir.
Hukuk; devletin iradesini keyfîlikten koruyan, vatandaşın hakkını güvence altına alan ve toplumsal düzenin meşruiyet........
