Çocuklarımız için bunu yapabilir miyiz?
Üniversitelere giriş sınav sonuçları belli olmuş, anne, baba ve on sekiz yaşlarındaki oğulları, bir sonraki yılın sınavına hazırlanılması amacı ile kurumları araştırırken, YKS hazırlık kursuna gelirler.
Baba, yanardağ misali, öfke ile solumakta, delikanlı, dünyanın bütün yükünü sırtlamışçasına ezik, anne, baba ile oğul arasında, mengenede eziliyormuşçasına, büzülmüş durumdadır.
Kurumun yetkilisi sorar ”size nasıl yardımcı olabilirim?”
Baba; bir yabancıyı tarif eder gibi, oğluna bakmadan ve onu sadece eliyle göstererek “ bu, sınavda başarılı olamadı(!) kurs arıyoruz “ der.
Kurumun yetkilisi ailedeki gerginliği fark edip, misafirleri oturmaları için davet eder. Baba kurum yetkilisinin karşısında, anne solunda ve öğrenci sağında yer alır.
Kurum yetkilisi babaya sorar, “ne iş yapıyorsunuz?”, baba cevaben belediyede çalıştığını söyler.
Babaya çocuklarının sayısı sorulunca, beş çocuğu olduğunu, öğrenimi sorulunca da, ortaokul mezunu olduğunu ifade eder.
“Ortaokul mezunu bir çalışan olarak, çocuklarınıza helal lokma yedirip, onların ele güne muhtaç olmadan yaşamalarını sağlayan, başarılı bir baba olduğunuzu söyleyebilir miyiz?” sorusuna, baba “elbette” der.
Kurum yetkilisi “öyle ise başarılı bir insan olmak için, illa ki üniversiteye giriş sınavından yüksek bir puan almak gerekmiyor değil mi?” deyip, anne, baba ve delikanlının, gerginliği terk edip rahatlamalarını sağlar.
Konuşmanın devamında kurum yetkilisi; “başarılı olmadığını ifade ettiğiniz ve ‘bu’ diye hitap ettiğiniz delikanlı sizin çocuğunuz. Sizin ailede dünyaya geldi, ilk eğitimini sizden aldı, sizin mahallede büyüdü, sizin gösterdiğiniz okullara gitti, sizin sağladığınız imkânlarla sınava hazırlandı ve bir puan aldı. Eğer daha farklı ortamlarda doğup büyüse, daha iyi okullara gitmiş ve daha iyi bir eğitim almış olsaydı, eminim puanı da farklı olurdu! Şimdi çocuğunuzun başarısızlığından söz etmek mümkün müdür?” deyip........
