menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Abdi İpekçi’den ‘Bir Bekçi Öldürüldü ’ye: Cinayetin Kanıksandığı Türkiye

7 0
01.02.2026

Ramazan Öztürk

Yetmişli yılların Türkiye’si, adeta bir iç savaşın eşiğindeydi. Özellikle İstanbul’da her gün kahvehaneler kurşunlanıyor, öğrenci olayları kanlı çatışmalara dönüşüyordu. Toplum derin bir şekilde bölünmüş, karşıt görüşlü kişiler arasında cinayetler işleniyordu. Öğrenci, siyasetçi, polis ya da bekçi; hiçbir ayrım gözetilmiyordu. Her sabah İstanbul’un farklı semtlerinde, elleri ve ayakları bağlı, işkence görmüş ve boğulmuş genç insanların cesetleri bulunuyordu. Bizler bu türden olayları, radyodan bozma telsiz frekansından dinleyip olay yerine koşuyorduk. Çoğu kez birkaç olay aynı saate denk geldiğinden, hangisine gideceğimize karar vermekte zorlanıyorduk. Hemen her gün gazetelerde öldürülmüş insanların haberleri yer alıyordu. Zamanla bu durum öyle kanıksandı ki, bir-iki kişinin öldürülmesi artık etkisini kaybetti, sadece tek sütunluk haberler haline geldi.

Toplumdaki bu kanıksamanın ve medyadaki yansımasının dramatik bir örneğini anlatmak istiyorum. Yıl 1979, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi, 31 Ocak günü Ankara’da Başbakan Bülent Ecevit ile görüşmesinin ardından İstanbul’a dönmüştü. Gazeteye uğrayıp evine gitmek üzere aracıyla yola çıkmıştı ki, Teşvikiye’de, evine 70 metre kala katledildi. Tetiği çeken kişinin M. Ali Ağca olduğu belirlense de asıl azmettiricilere yani geri plandaki katillere hala ulaşılamadı. O karanlık dönemin üzerinden 47 yıl geçmiş olmasına rağmen bazı gerçekleri hala kavrayamadığımızı düşündüğüm için cinayetin işlendiği akşama dönüyorum.

Haldun Simavi’nin sahibi olduğu Günaydın Gazetesi’nin merkezi, diğer gazeteler gibi Cağaloğlu’ndaydı. İstihbarat servisinde çalışan muhabirlerden Yalçın Özmen, Ali Birerdinç ve ben, nöbetleşerek gece çalışıyorduk. O gece Yalçın Özmen’in nöbetçi olduğu saatlerdi. Polis telsizinden “Abdi İpekçi öldürüldü” anonsunu duyar duymaz fotoğraf çantasını kapıp gazetenin merdivenlerinden uçarcasına inerken, ikinci kata ulaşmadan gece sorumlusu Akın Kılıç ile karşılaştı. Akın Kılıç, Yalçın’ın telaşını ve yüzündeki ifadeyi görünce “Ne oldu Yalçın, nedir bu acele?” diye sordu. Yalçın, hiç duraksamadan “Abdi İpekçi öldürüldü” diyerek merdivenden koşmaya devam etti. Akın Kılıç ise Yalçın’ın söylediklerini “Bir bekçi öldürüldü” olarak anladı ve bunu alışılmış olaylardan biri olarak görüp, gazetenin üçüncü sayfasında tek sütunluk bir yer ayırarak çalışmasına devam etti.

Abdi İpekçi’nin vurulduğu saat 20.15’ti. Yalçın’ın olay........

© Tigris Haber