menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adalet Bayatladığında

14 0
03.06.2026

Bu satırları, Bir Ceza Avukatının Anıları’ndaki o derin hümanizmi, bugünün insanı öğüten mekanik atmosferiyle bilinçli biçimde çarpıştırarak kaleme aldım. Çünkü Faruk Erem'in anlattığı adalet yalnızca mahkeme salonlarına ait değildi. O adalet anlayışı bugün sağlıkta, eğitimde ve gençliğin geleceğinde de sınanmaktadır.

Faruk Erem’in Hümanizmi Üzerinden Bir Çürüme Teşhisi

Onun suçluyu değil insanı arayan bakışı, bugün karar verici kürsülerde oturanların yüzüne indirilmiş vakur bir tokattır.

Erem, “Suçluyu kazıyınız, altından insan çıkar” derken; bugün muktedir kürsülerini kazıdığımızda ortaya çıkan şey çoğu zaman insan değil, kaskatı bir kibir ve kronik bir güç sarhoşluğudur.

Dünyanın dört bir yanında irade, insanı bir özne olarak değil, istatistik kâğıtlarında bir rakam, sandıkta bir mühür, bütçede bir kalem olarak görmektedir. Kürsülerden yükselen o tumturaklı adalet ve kalkınma nutukları... Erem’in “Kanunların bittiği yerde hayat başlar” sözünü trajik biçimde tersine çevirmiştir.

Onlar için hayatın bittiği yerde, kendi kanunları başlamaktadır.

Modern dünya sahnesi artık vicdanın değil, vitrinin yönettiği bir tiyatrodur. İnsan haklarının beşiği olduğunu iddia edenler sınırlarında hayatları ölüme terk ederken, şık salonlarda hak bildirgeleri imzalamaya devam ederler. Sokaktaki insan, sofrasındaki eksikliği dindirmek için sessiz bir savaşa tutuşmuşken, ekranlar her şeyin yolunda olduğuna dair masallar fısıldar.

Erem yoksulluğun insan onurunu nasıl zedelediğini anlatırken sızlardı. Bugünün düzeni ise yoksunluğu çözülmesi gereken bir utanç değil, yönetilecek ve sadakat üretilecek bir araç olarak kurgular.

Ülke, görünmez parmaklıklarla çevrili bir arafta bekletilirken, bu düzenin mimarları halkın gerçekliğinden fersah fersah kopmuş durumdadır. Bir lokmanın, bir barınağın ağırlığını bilmeyenlerin omuzları çökmüş kitlelere sabır öğütlemesi, tarihin o meşhur “pasta” hikâyelerini bile gölgede bırakacak bir kara mizaha dönüşür.

Gücü eleştirirken yalnızca güç sahibine bakmak yeterli değildir. Aynı dili, aynı kibri ve aynı ayrıcalık iştahını muhalefet sıralarında da görmek mümkündür. Sorun bazen aktörlerde değil,........

© Tigris Haber