Yaşamsız yaşamlar
Bu seriye başlamadan önce kaç defa yazıp sildim ben bile hatırlamıyorum artık. Oldurmaya çalıştığım cümlelerin oluşmamasından mı yoksa oluşamayan yaşamların derinliğinden mi bilmiyorum ama oldurduğumuz kadar işte…
Bölüm 1: Hızsız trenler
Şuanda hayatınızın farkında mısınız? Yada zamansızın? Birçoğumuz bir kaç yıldır ağzımızda tekrar eden sürekli bir cümle var “Aa o kadar yıl geçti mi ya?” Bunu son zamanlarda epeydir duyuyorum. Toplumsal hafızalara kazınan olaylarda özellikle bu farkındalık daha çabuk oluyor. Pandemi, deprem gibi yer yer toplumsal değil de hayatımızda var olan olayların tarihlerini bile karıştırıyoruz. Neden mi? çünkü hayatı şuanda maalesef yaşamıyoruz… An dediğimiz zaman diliminden kopuğuz, uzağız.. Yaşadığımız anlık zaman diliminde kalamıyoruz ya geçmişteyiz ya da gelecekte. Sürekli kafamızda takılı olan düşünceler, hisler ve söylemler var.
Duygu, anı yâda etkileşim içeren bir ortamda iken o anda sadece yaklaşık çok kısa bir süre kalabiliyoruz. Yâda konuşma konusu kendimize geldiğinde, birisi “değil mi?” diye bir soru yönetildiğinde veyahut o an gittiğimiz farklı zamandaki düşüncelerimizin o an ki sohbetle kesiştiği vakit o ana dâhil olabiliyoruz.
Eee peki bundan ne........
