menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şükürle Yönetilen Yoksulluk: Emekliliğin Bilinçli Tasfiyesi

28 1
21.01.2026

Türkiye’de emeklilerin yaşadığı yoksulluk bir ekonomik arıza değildir.

Bir kriz sonucu da değildir.

Bir yanlış hesap hiç değildir.

Bu tablo, uzun yıllara yayılan bilinçli bir siyasal tercihin, adım adım yürütülen bir sosyal mühendisliğin sonucudur.

Bugün emekliler açlık sınırının altında maaş alıyorsa, bu “para yokluğundan” değil; para olduğu hâlde verilmemesinden kaynaklanmaktadır. Devletin kasası boş değildir. Vergiler toplanmakta, bütçe büyümekte, kaynaklar farklı alanlara akmaktadır. Ancak sıra emekliye geldiğinde, birden “imkânlar” daralmaktadır.

Bu bir tesadüf değildir.

2002 sonrası dönemde iktidara gelen siyasi anlayış, özellikle 2008’e gelindiğinde sosyal güvenlik sistemini köklü biçimde dönüştürmüştür. Kamuoyuna “reform” diye sunulan düzenlemelerle; emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi değiştirilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş, çalışma süresi ile alınan maaş arasındaki bağ sistemli biçimde zayıflatılmıştır. Refah payı ortadan kaldırılmış, emekliler ülkenin büyümesinden bilinçli olarak dışlanmıştır.

Bu değişiklikler yapılırken toplumun geniş kesimleri ne olduğunu fark etmemiştir. Çünkü mesele açık ve dürüst bir dille anlatılmamıştır. Teknik terimler kullanılmış, formüllerle konuşulmuş, “ileride etkiler” denilerek geçiştirilmiştir. Ses çıkaranlar olmuş, bu gidişatın emekliliği bitireceğini söyleyenler olmuştur; ancak bu sesler bastırılmış, küçümsenmiş ya da görünmez kılınmıştır.

2002–2010 arası dönemde esen görece olumlu ekonomik rüzgârlar, toplumun büyük bir kısmında “ülke iyi yönetiliyor” algısını pekiştirmiştir. O yıllarda yapılan düzenlemelerin uzun vadeli etkileri sorgulanmamış, hatta sorgulayanlar “felaket tellallığı” ile........

© Tigris Haber