menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRK-İSLAM HUKUKU BAĞLAMINDA KADIN HAKLARI

19 0
09.08.2026

TÜRK-İSLAM HUKUKU BAĞLAMINDA KADIN HAKLARI

Türklerin İslamiyet ile tanışması ve İslamiyet’i kabul süreci açısından 751 Talas Savaşı önemli bir dönüm noktasıdır. Ancak Türklerin İslamiyet’e geçişi bir anda gerçekleşmemiş, uzun bir süreç içerisinde meydana gelmiştir. Bu süreç içerisinde atalarımızın önemli bir kısmı İslamiyet’i benimsemiş ve 840 yılında Bilge Kül Kadir Han tarafından Karahanlı Devleti kurulmuştur. Karahanlılar, İslamiyet’i kabul eden ilk Türk devletlerinden biri olarak Türk-İslam medeniyetinin oluşumunda önemli bir yere sahiptir.

Birçok toplumda olduğu gibi Türk medeniyetinde de din, hukuk normlarını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemiştir. Türk-İslam Hukukunu genel olarak iki ana başlık altında incelemek mümkündür: 

Şer‘î hukukun temel kaynakları Kur’an, Sünnet, İcmâ ve Kıyas’tır. Burada Kur’an’ın yazılı bir kaynak olması ve Hz. Ebû Bekir döneminde mushaf hâline getirilmesi bilgisini hatırlatarak dünya hukuk tarihinde yazılı normların tarihsel gelişimine biraz değinelim.

Günümüzde şehir hayatındaki yaşamı düzenleyen temel hukuk metinlerinden biri Medeni Hukukumuzdur. Osmanlı döneminde ise hukuk tarihimiz açısından önemli bir kodifikasyon örneği Mecelle’dir. Cumhuriyet döneminde Türk Medeni Kanunu hazırlanırken İsviçre Medeni Kanunu örnek alınmıştır. İsviçre Medeni Kanunu İsviçre’de 10 Aralık 1907 tarihinde kabul edilmiştir.

Fransız Medeni Kanunu ise 1804 yılında, Napolyon döneminde kabul edilmiş ve Code Civil (Napolyon Kodu) adıyla bireysel özgürlükler ve mülkiyet hakkı başta olmak üzere kıta Avrupası hukukunun gelişimini önemli ölçüde etkilemiştir.

Antik ve klasik dönemin en önemli hukuk kaynaklarından biri ise Corpus Juris Civilis, yani “Medeni Hukuk Külliyatı”dır. Roma İmparatoru I. Justinianus’un emriyle 529-534 yılları arasında derlenen bu külliyat, sonraki Avrupa hukukunun gelişiminde son derece önemli bir yere sahip olmuştur.

Görüldüğü gibi günümüzden geçmişe doğru gidildiğinde, kara Avrupası medeni hukukunun yazılı kaynakları ile İslam hukukunun yazılı kaynakları arasında tarihsel anlamda sanıldığı kadar büyük bir uzaklık bulunmadığını söylemek mümkündür. İnsan, farklı coğrafyalarda ve farklı inanç sistemleri içerisinde de olsa, hayatını düzenlemek için kurallar koymuş ve bu kuralları zaman içerisinde yazılı hâle getirmiştir.

Medeni hukukun temel alt dalları kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku ve borçlar hukukudur. Bu beş ana dal, bir kişinin doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonra bile mal varlığı ve aile ilişkileri bakımından uygulanacak hukuk kurallarını belirler.

Tarih boyunca hukuk normları düzenlenirken kadın ve erkek arasındaki biyolojik ve toplumsal farklılıklar da dikkate alınmıştır. Bu farklılıklar kadınlar açısından kimi zaman pozitif, kimi zaman ise negatif sonuçlar doğuran düzenlemeler şeklinde karşımıza çıkmıştır.

Örneğin Roma hukukunda kadınların hukuki statüsü erkeklerden farklıydı. Kadınlar, kendilerini borç altına sokan bazı hukuki işlemleri, yani tasarruf işlemlerini ancak vasilerinin izniyle gerçekleştirebiliyorlardı. Yine bazı dönem ve işlemlerde vasiyetname düzenlenmesi, mirasın kabulü ve kölelerin azat edilmesi gibi konularda kadınların vasilerinin izni gündeme gelebiliyordu.

Kadınların hukuki statüsüne ilişkin bu anlayışın arkasında dönemin toplumsal düşüncesi de bulunmaktaydı. Roma hukukçusu Gaius’un Institutiones adlı eserinde kadınların........

© tarihistan.org