Türkiye’de Medya Sansürü Nasıl İşliyor, Neden?
Bir haberin yayımlanmaması, yayımlandıktan sonra görünmez kılınması ya da gazetecinin o haberi hiç yazmamayı tercih etmesi aynı siyasal iklimin farklı sonuçlarıdır. Türkiye’de medya sansürü nasıl işliyor sorusuna yalnızca erişim engelleriyle yanıt vermek bu nedenle yetersiz kalır. Asıl mesele, hukuk, ekonomi, idari yaptırım, mülkiyet yapısı ve siyasal kutuplaşmanın birbirini besleyen bir denetim düzeni kurmasıdır.
Sansür her zaman bir memurun kırmızı kalemiyle gelmez. Bazen mahkeme kararıdır; bazen yayıncıyı uzun sürecek bir davayla karşı karşıya bırakan suçlama, bazen de gelirini kaybetme korkusudur. Bu çok katmanlı yapı, basının kamuyu bilgilendirme görevini doğrudan etkilerken yurttaşın sağlıklı bilgiye erişim hakkını da aşındırır.
Türkiye’de medya sansürü nasıl işliyor?
Türkiye’deki tabloyu anlamak için önce dar anlamda sansür ile daha geniş anlamda baskı arasındaki farkı görmek gerekir. Dar anlamda sansür, bir içeriğin yayımlanmasının yasaklanması veya erişiminin engellenmesidir. Geniş anlamda ise gazetecilik faaliyetinin mali, hukuki ve idari maliyetinin yükseltilmesi yoluyla haberin alanının daraltılmasıdır.
Anayasa, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü, basın özgürlüğünü güvence altına alır. Ancak bu güvenceler uygulamada ceza soruşturmaları, tedbir kararları, idari düzenlemeler ve geniş yorumlanabilen istisnalarla sürekli bir gerilim içindedir. Milli güvenlik, kamu düzeni, kişilik hakları veya terörle mücadele gibi başlıklar elbette hukuk düzeninde tümüyle yok sayılamaz. Sorun, bu istisnaların ölçülülük denetimi zayıfladığında eleştirel haberciliği de içine alabilecek kadar genişlemesidir.
Bu noktada tek tek kararların içeriği kadar, kararların yarattığı beklenti de önemlidir. Bir gazeteci, haberi yayımlamadan önce yalnızca gerçeği ve kamu yararını değil, olası soruşturmayı, dava masrafını, ilan kaybını ve dijital erişim riskini hesaplamak zorunda kalıyorsa, sansür habere ulaşmadan önce çalışmaya başlamış demektir.
Mahkeme kararları ve erişim engelleri
İnternet yayıncılığı bakımından erişim engeli ve içerik çıkarma kararları en görünür araçlardan biridir. Kişilik haklarının korunması veya özel hayatın gizliliği gibi gerekçelerle verilen kararlar, bazı durumlarda gerçek ve telafisi güç ihlallere karşı gerekli olabilir. Ne var ki kamu gücü kullanan kişiler, yolsuzluk iddiaları, ihale süreçleri ya da siyasal tartışmalar hakkında yapılan haberlerde bu yolun sık ve geniş kullanılması, kamusal denetimi zayıflatabilir.
Sorun yalnızca bir sayfanın kapatılması değildir. Bazen belirli bir haber metni kaldırılır, bazen aynı konuya ilişkin çok sayıda adres için karar istenir. Haber arşivinin parçalanması, geçmişte kayda geçmiş bilgilerin arama sonuçlarında ve kamusal hafızada kaybolmasına yol açar. Bir habere sonradan erişilememesi, ilk günkü haber değerinin ötesinde, toplumsal hafızaya müdahaledir.
Kararlar arasında hukuka uygunluk bakımından farklılıklar bulunabilir; yargı da tek parça bir yapı değildir. Ancak........
