İktidarın ‘barış’ oyunu…
Diğer
04 Şubat 2026
Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda
Meclis'in o salonunda, ‘süreç komisyonu’nun üyeleri, STK üyeleri, kanaat üyeleri ve biz basın mensupları aylarımızı geçirdik. Bir el sıkmayla başlamış gibi görünen, ancak birkaç yıldan beri devlet içinde alt yapısı hazırlanmış olan ‘Terörsüz Türkiye’ süreci yaşandı. Şimdilerde ise artık ‘Rapor’ hazırlanması ve kanun tekliflerinin ele alınması aşaması yaşanıyor.
Aslında Türkiye bir süredir adını koyamadığı ama etkilerini fazlasıyla hissettiği bir sürecin içinde. Meclis’te kurulan süreç komisyonu, hazırlanmakta olan rapor ve gündeme gelmesi beklenen kanun teklifi taslağı, kamuoyuna “normalleşme” başlığı altında sunuluyor.
Ancak bu başlığın altı hâlâ boş.
Çünkü iktidar, çözümü değil; belirsizliği yönetmeyi tercih ediyor. Silah bırakma konuşuluyor ama nasıl, ne zaman ve hangi hukuki çerçevede olacağı netleşmiş değil. Bunun nedeni teknik eksiklik değil, siyasal tercih. İktidar süreci bağlayıcı bir hukuk zeminine oturtmak istemiyor; kontrol edebileceği gri alanlarda tutmayı seçiyor. Netlik, kendi seçmeninde bazı sorunları da beraberinde getirebilir. Gri, puslu ve muğlak alanlar, iktidarın tercihi oluyor.
Komisyon çalışmalarına yansıyan çerçeve kağıt üzerinde düzgün görünüyor: Silah bırakma aşamalara ayrılacak, tespit ve teyit mekanizmaları kurulacak, geçiş süreci için hukuki düzenlemeler yapılacak. Ancak bu başlıkların ortak bir sorunu var: hiçbiri bağlayıcı değil.
Takvim yok. Net kriter yok. Geri dönüşsüzlük yok.
İktidar süreci, siyasi irade gerektiren bir karar olarak değil; şartlara göre genişleyip daralabilecek bir manevra alanı olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın geçmişte nasıl sonuçlandığı ise hafızalarda taze.
Silah bırakma niyetle değil, hukukla olur.
Sürecin en kırılgan noktası tespit ve teyit mekanizmaları. İktidarın tercih ettiği model, güvenlik bürokrasisini merkeze alan; Meclis’i ve sivil denetimi tali gören bir yapı. Bu bir teknik zorunluluk değil, siyasi bir refleks.
Şeffaflık arttıkça sorumluluk artar. İktidar ise sürecin sonuçlarını sahiplenmek istiyor ama siyasal bedelini üstlenmekten kaçıyor. Bu yüzden teyit mekanizması güçlendikçe süreç zayıflıyor.
Kanun teklifi taslağında “af” kelimesi özellikle kullanılmıyor. Ama........
