Bu defa Kürtler, yasal adımlar atılmadan sürece ikna olmayacak
Diğer
13 Şubat 2026
Diyarbakır
Diyarbakır, Kürt meselesine dair “Toplum ne diyor” sorusunun cevabını en hızlı ve en net alabileceğiniz; bu cevabı almak için ille de ‘tanıdıklara’ ihtiyaç duymayacağınız, bu bakımdan eşi benzeri olmayan bir şehir.
Sokakta karşılaştığınız çocuklardan yaşlı amcalara kadar insanlar, genellikle duruma, gündeme, güncel bilgilere ve geçmişe hâkim; derinlemesine politik analiz yapabilecek bir birikime sahip.
Elbette kayyım uygulamaları, şehrin bazı temel ve imza adreslerinin el değiştirmesine, herkesin tek bir ses olduğu bazı sokakların farklılaşmasına neden olmuş. Ancak buna rağmen politik bilinç şehirde hâkimiyetini korumuş.
Kürt toplumu politiktir, evet; ama Diyarbakır’da bu politize olma hâli seslidir. Sen sormasan da konu bellidir, her masada siyaset konuşulur. Bir kahveye girip oturmak ve sadece ortamı dinlemek, konuşulanlara kulak kabartmak bile bazen olan bitene halkın tepkisini anlamak için yeterlidir.
Geçen yıllardan bugüne tüm ülke gibi Diyarbakır da ekonomik bir darboğazda. Kiralar yüksek, geçim zor. Bunun yanında uyuşturucu meselesi nefes kesici bir noktaya gelmiş. Sokaklarda dolaşırken rastladığınız duvar yazılarından, gençlerin yüzlerinden ve sohbet ettiğiniz ana babaların yardım taleplerinden de anlaşılacağı üzere, Batı’da yer yer ‘sosyete operasyonları’yla konuşulan uyuşturucu meselesi, Doğu’da birçok evin en büyük derdi hâline gelmiş.
Malum, gündemde hâlihazırda sürmekte olan bir süreç var. Oldukça tartışmalı ve muallak bir süreç. Biz de kentte, öncelikle Diyarbakır halkı bu sürece, işleyişine ve geleceğine nasıl bakıyor sorusunun cevabının peşindeyiz. Az önce de dediğim gibi, buranın halkı o kadar net ve sarih konuşur ki çoğu zaman aklınızdaki ikinci soru, daha onlar konuşurken kendiliğinden düşer. Yine öyle oldu.
Özetle; Kürtler bu sürece tam inanmıyor, ikna edilmiş değil ve sürece yönelik bir beklenti de oluşturmuyorlar. “Geçmiş deneyimlerimiz ağır. Değişen ve hissettiğimiz, bize, hayatlarımıza yansıyan hiçbir olumlu gelişme yok” diyorlar. “Somut veri olmadan ikna da olmayız artık” diyorlar.
Elbette eş, dost, akraba ya cezaevinde, ya tahliyesi bekleniyor, ya yurt dışı yasağı var ya da istinafta bekleyen bir dosyası var. Hâliyle yasal düzenlemeler ve tanınacak haklar buranın insanının birincil meselesi. Ancak bu konuda dahi umut yeşertmemeye özen gösteriyorlar. Çoğu ‘örgüt’ suçlamasıyla yargılanan insanlar, “Örgüt kendini feshetti ama bizim yargılamalarımız düşmedi. Bu süreç daha dosyalarımıza bile yansımadı, cezalar almaya devam ediyoruz” diyorlar. Ve en önemlisi; “Biz alışığız; masalar ters döner ve olan yine bize olur. O sebeple sürece karşı değiliz, itirazımız da yok ama ikna da değiliz, inancımız da yok” diye ekliyorlar.
Sürece güven için gereken en temel düzenlemelerin ve hakların kâğıt üzerine geçmesi gerektiğini, yasal adımlar atılmadan kimsenin ikna olmayacağını söylüyorlar, özetle. Hâliyle barışa da, barış fikrine de, örgütün feshedilmesine de, silah yakılmasına da; beklenen sonuçlar henüz hayata geçirilmediği için ikna olmuş değiller.
O konuda kimse çok da serinkanlı değil, aksine biraz buruk. Kürtlerin önemli bir kesiminde ‘örgütün varlığı bir güvence, bir adres’ olarak değerlendiriliyor. Bugüne kadar atılan adımların gönül rahatlığıyla kabul........
