menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kardak krizinin 30'uncu yılı: Verilmeyen 25 bin dolar iki ülkeyi savaşın eşiğine mi getirdi?

7 0
29.01.2026

Diğer

29 Ocak 2026

Kardak

Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getiren hatta savaşın eşiğine dek getiren krizlerden biri de Kardak kayalıklarında yaşanmıştı.

1995 yılının Aralık ayı sonlarında Yunanistan’ın Kalimnos (Kilimli) adasının karşısındaki ve Bodrum’dan 3.7 deniz mili mesafesindeki Kardak ikiz kayalıklarında (Yunanistan’da İmia kayalıkları olarak biliniyor) “Figen Akat” adlı Türk bandıralı bir yük gemisi karaya oturdu.

Kaptan’ın, olayı geminin telsiziyle bildirmesi üzerine, çağrıyı alan ve kayalıklara en yakın Kalimnos adasında bulunan Yunan kurtarma ekibi olay yerine geldi. Fakat Türk kaptan, Yunan makamlarının yardım etmesini istemedi ve kayalıkların Türk karasuları içinde olduğunu söyleyerek kurtarmanın Türk kurtarma ekiplerince yapılmasını talep etti.

Dönemin gazetelerinden biri, “Bir ülkenin, başka bir ülkenin bandıralı gemisini kurtarmak için ya geminin içinde taşıdığı mallarından pay isteme hakkı ya da geminin kurtarılması için en az 25 bin ABD Doları isteme hakkı doğuyor” yazmıştı.

Aynı gazetenin yorumlarında; “Türk kaptan, Yunan makamlarına 25 bin Dolar ödemeyi ret etmesine gerekçe olarak kayalıkların Türk kara sularında bulunduğunu gösterdi” iddiaları ortaya atıldı.

Yunan basını o günlerde karaya oturan Türk şilebi hakkında: “Büyük bir olasılıkla kaçakçılık yaptığı için ya da yardım karşılığında 25 bin Dolar vermek istemediği için Yunan makamlarının yardımını ret etmişti” iddialarını yazdı.

Olay, Yunan makamlarınca Yunan Dışişleri Bakanlığına aktarıldı. Yunan Dışişleri Bakanlığı, Türk Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçerek “Geminin kurtarılması gerektiği, aksi halde geminin tehlikede altında olacağı” mesajını iletti.

Gemi, iki Yunan römorkun yardımı ile oturduğu karadan kurtarılacak ve Bodrum’un Gümüşlük limanına çekilip bağlanacaktı.

Bu senaryoya göre Kaptan ile Yunan kurtarma ekipleri arasında pazarlık yapılıp yapılmadığı, Dışişleri Bakanlıklarının temasları sonucunda varılan mutabakattan sonra mı geminin kurtarıldığı konusunda herhangi bir bilgi verilmedi. Tarihler 28 Aralık 1995’i gösteriyordu.

O günlerde bir kahve sohbeti için ziyaret ettiğim Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Ümit Pamir’e konuyu açtığımda Pamir, “Bu gibi karaya oturma ve kurtarma olayları sık sık yapılıyor” diyerek o güne kadar herhangi, bir krize yol açmadığına dikkat çekmişti.

Gerçekten de gerek Türk gerekse Yunan basınında bu gibi oturma ve kurtarma haberleri o güne kadar tek sütun üzerinden verilirdi.

Ancak tarihler 28 Ocak 1996’yı gösterdiğinde, yani bu olaydan tam tamına bir ay sonra, Yunan TV kanallarından bir “son dakika haberi” yayınlanmaya başlandı.

Bu “son dakika” haberinde “Türkiye’nin Yunanistan’a Ege’deki Yunan adalarının statüsünü tanımayan bir nota verdiği” türündeki ifadelerle pürtelaş ediliyordu.

Evet, nota verilmişti ama bir ay önce. Yani 29 Aralık 1995’te Yunanistan’ın Ankara Büyükelçiliğine nota verilmiş; Yunan Büyükelçi de notayı Yunan Dışişleri Bakanlığına iletmişti.

Ne var ki, Yunanistan Aralık’ın son haftasında Noel/Yılbaşı furyasında bulunduğu için; üstelik Yunan Başbakan Andreas Papandreu, sağlık........

© T24