menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Reşat Nuri’nin 1933’te yazdığı “Vergi Hırsızı” bugün yaşasaydı ne söylerdi?

39 0
monday

Reşat Nuri Güntekin, 1933 yılında Vergi Hırsızı adını verdiği tek perdelik bir piyes kaleme alır. Cumhuriyet’in henüz onuncu yılında, okullarda sahnelenmek üzere yazılan bu eser, vatandaşlara vergi ödemenin önemini anlatmayı amaçlar. Aradan 93 yıl geçmesine rağmen oyunda anlatılanlar bugün de güncelliğini koruyor. Ancak bugünün Türkiye’sinden bakıldığında, bu kısa oyunun eksik kalan bir perdesi olduğunu söylemek mümkün.

Oyunun iki temel karakteri vardır: Yusuf ve Demir.

Yusuf, yedi çocuk babası, geçimini çalışarak sağlayan, vergisini zamanında ve eksiksiz ödeyen dürüst bir vatandaştır. Demir ise babasından kalan taşınmazların geliriyle yaşayan, varlıklı fakat vergisini eksik ödeyen biridir.

İki eski arkadaşın sohbeti sırasında Demir, vergilerin ağırlığından yakınır. Yusuf ise devletin ihtiyaçlarını hatırlatarak herkesin vergisini ödemesi gerektiğini söyler.

Sohbet ilerledikçe Demir bir sırrını açıklar. Taşınmazlarının bir kısmını gerçek değerinden düşük göstererek iki yılda 120,5 lira daha az vergi ödemiştir. Üstelik bunu bir başarı olarak görmektedir. Devletin kendi ödemediği paraya ihtiyaç duymayacağını düşünür.

Yusuf'un cevabı serttir. Herkesin aynı şeyi yapması hâlinde devletin nasıl ayakta kalacağını sorar ve arkadaşının davranışını hırsızlık olarak nitelendirir. Hatta onun sofrasına oturmayı bile reddeder.

Ancak oyunun asıl dikkat çekici bölümü bundan sonra başlar.

Demir uykuya dalar ve peş peşe kâbuslar görür. İlkinde evine hırsız girer. Yardım istediği polis, devlet kendisine maaş ödeyemediği için artık görev yapamadığını söyler. Bir başka rüyasında çocuğunun okulu kapanmıştır. Öğretmen maaş alamadığı için eğitim durmuş, çocuklar sokakta kalmıştır.

Sonra büyük oğlunun çalıştığı köprünün inşaatının yarım kaldığını öğrenir. Ardından........

© T24