menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

IBAN’ını kullandıran herkes suçlu mudur?

20 1
09.02.2026

Diğer

09 Şubat 2026

Son dönemde basında art arda yer alan “IBAN kiralama”, “Hesabını kullandıran yandı” ve “Hapis cezası geliyor” başlıklı haberler, sıradan bir banka işleminin nasıl olur da bir anda ceza hukuku tartışmasının merkezine yerleştiğini gösteriyor. Özellikle ekonomik sıkıntı içindeki gençlerin, öğrencilerin veya yakın çevresinin talebiyle banka hesaplarını başkalarına kullandıran kişilerin ağır ceza yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldığına ilişkin örnekler, kamuoyunda ciddi bir endişe yaratmış durumda. Haber dili çoğu zaman “kesin hapis” ve “geri dönüşü olmayan sonuçlar” gibi ifadelerle meseleyi abartırken, IBAN’ını kullandıran herkesin aynı akıbete uğrayacağı algısını da güçlendiriyor.

Oysa sorun tam da burada başlıyor. Çünkü ceza hukuku, medya manşetlerinin çizdiği geniş çerçeveden çok daha dar, teknik ve ilkelere bağlı bir alan. Bir banka hesabına üçüncü kişiler tarafından para gelmiş olması, tek başına ve her durumda ceza sorumluluğu doğurmaz. Buna rağmen, güncel haberlerde IBAN kullandırma fiilinin çoğu zaman hangi koşullarda suç oluşturduğu, hangi hâllerde sadece vergisel veya idari yaptırımla sınırlı kaldığı yeterince ayrıştırılmadan sunuluyor. Böylece hem gerçekten suç teşkil eden fiiller ile hukuken farklı nitelikte olan işlemler birbirine karışıyor hem de ceza hukukunun temel ilkeleri arka planda kalıyor.

Bu noktada tartışılması gereken esas mesele; “IBAN’ını kullandıran herkes suçlu mudur?” sorusundan ziyade, hangi IBAN kullandırma fiillerinin, hangi şartlar altında ceza hukuku bakımından sorumluluk doğurduğudur. Güncel basındaki haberlerin yarattığı bu belirsizlik ve genelleme sorunu, konunun vergi ve ceza hukuku perspektifinden daha dikkatli ve teknik bir değerlendirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Vergi idaresi, şu aralar mal ve/veya hizmet satışı yapan kişilerin/şirketlerin, bu satış dolayısıyla alması gereken parayı kredi kartı ya da nakit olarak al(a)madığı durumlarda ilgisiz kişilerin banka hesaplarına transfer yoluyla gönderilmesi sonucu ortaya çıkan kaybı sorgulamakta. Örneğin bir tüccar, bir malı ya da hizmeti birine satarken ürünün parasını ya nakit ya da kredi kartıyla alabilmektedir. Bunun karşılığında da tüccar, yasaların izin verdiği hadler ve koşullar doğrultusunda ya fiş ya da fatura düzenlemek zorundadır.

Buraya kadar bir sorun yok ancak satıcı bazen sattığı ürünü kredi kartı komisyonundan ve dolayısıyla da gelir/kurumlar vergisi ile KDV’den kaçmak için alıcıdan, verdiği bir IBAN numarasına parayı göndermesini istemektedir. Böylece mal/hizmet satışı görüntüde olmamış sayılacak ve vergi de ödenmemiş olacaktır.

Ya da hiç satışı olmayan bir işlem için IBAN’ınız kullandırılmış olabilir.

Paranın geldiği IBAN ise ya o işletmede çalışan birine ya işletme sahibinin çocuğu, eşi gibi yakınlarından birine ya da güvendiği başka birine ait olabilmektedir. Hatta işletme sahibiyle hiçbir akrabalık bağı olmayan başka birine de ait olabilmektedir.

Hatta üniversite öğrencileri bile bu tuzağa düşebilmekte, sonuçlarını tam düşünmeden IBAN kullandırma karşılığında çoğu zaman küçük de olsa bir menfaat temin edebilmektedir.

Malı ve/veya hizmeti satan kişilerden öncelikle alınmayan kurumlar, gelir, KDV gibi vergiler alınacak. Akabinde alınmayan bu vergilerin bir (1) katı kadar da vergi ziyaı cezası ile düzenlenmeyen faturalar için düzenlenmesi gereken fatura tutarının yüzde 10’u kadar da özel usulsüzlük cezası kesilecek. Ancak kesilecek bu yüzde 10’luk tutar 2026 yılı için 17 bin TL’yi geçmiyorsa 17 bin TL, şayet üstünde ise o tutar kesilecek.

IBAN’ını kullandıran kişiler açısından ise, somut olayın özelliklerine bağlı olarak, vergi ve idari para cezalarının yanı sıra ceza sorumluluğu da gündeme gelebilmektedir. Daha vahim olan ise basında dolaşan haberlere göre IBAN’ını kiralayan binlerce kişinin olmasıdır.

Zaten hiç kimse de IBAN’ını bir karşılık olmadan “tanımadığı” birine kiralamayacağına göre IBAN sahiplerinin komisyon aldığı varsayılacak ve aldığı varsayılan ya da gerçekte aldığı komisyon dolayısıyla gelir ve katma değer vergisi ile idari para cezaların yanı sıra gecikme faizi de istenecek.

Vergi idaresi ve Danıştay uygulamalarında, IBAN kullandıran kişinin bu işlem karşılığında komisyon aldığı kabul edilmekte; çoğu dosyada bu oran en az %2 olarak varsayılmaktadır.

IBAN’ını kullandıranların akıbetini öğrenmek için önce 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a........

© T24