Bazı kumaşlar çamur tutmaz!
DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24
Bazı kumaşlar çamur tutmaz!
Mansur Yavaş'la birlikte çok yemek yedik. Yemek yedikçe onu daha iyi tanıdım. Şu an Ankara Belediye Başkanı. Bu işi en iyi yapacak, en namuslu kişilerden biri olduğuna kefilim. Sözün özü: Mansur Yavaş, atılan çamurlardan hiç etkilenmez, çünkü onun elbisesinin kumaşı çamur tutmaz cinsten
ABB Başkanı Mansur Yavaş
Haberlerden öğrendiğime göre, Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, CHP’den istifa edince ortalık toz dumana bulandı. Özgür Özel, küplere bindi. Gurup Toplantısı’nda yaptığı sert konuşmada, “Hadi Mansur Başkanım, iktidara yürüyelim” dedi.
Siyaset yorumcuları hemen fikirlerini paylaştılar.
Bu söz bir sinyal miydi?
İmamoğlu’ndan sonra iktidar yanlılarının okları bu sefer Mansur Yavaş’a dönmüştü.
Onun da saf dışı edilmesi gerekiyordu.
Çünkü, Mesut Özarslan’ı, belediye başkanlığı için Mansur Yavaş ısrarla önermişti. Onun yolsuzluk suçlamalarından yola çıkılıp, Yavaş’a da çamur atılacaktı.
Siyasete pek kafam basmaz. Daha keyiflf işlerin peşinde koşturup dururum.
Okuyacağınız yazıyı çok önceden, Mansur Yavaş, Ankara Belediye Başkanı olmadan önce yazmıştım.
Görüşmesek de dostluğumuz teknolojinin yardımıyla sürdü. Kendisini yakından tanıdım.
Onun namusuna kefil olabilirim.
İşte bu yazı, Mansur Yavaş’ın karakteri hakkında sizlere ipuçları sunacaktır.
“Bir zamanlar ben Hürriyet’teyken…
Bu tür cümle genellikle, bir masalı anlatmaya başlarken kurulur. Aradan o kadar çok zaman geçti ki, anlatacaklarım da masal gibi oldu zaten!
Sanki masalın kahramanları Kaf Dağı’nın ardında kaldılar!
O zamanlar, pazar günleri, bana ayrılan bütün bir sayfada, gezi-yemek karışımı yazılar yazıyordum.
Ülkenin dört bir yanından gelen iletilerde, köylerinin, ilçelerinin, kentlerinin güzelliği anlatılıyor, bunları görüp, yazmam için davet ediliyordum.
Beni davet eden ilçelerden biri de, Ankara’nın Beypazarı’ydı. O güne kadar ismini hiç duymamıştım. Davetin sahibi, Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tı.
İnternet’ten şöyle bir araştırma yaptım. Görüntüler ilginçti ama Başkan MHP’liydi.
MHP, baştan beri karşı olduğum bir partidir. Onun için daveti, bu “ön yargı” ile sıralamanın alt sıralarına koydum.
Aradan bir süre geçti. Mansur Yavaş davetini yineledi!
Yine gözardı ettim. Ama bu sefer Beypazarı’nın ismi, aklımın bir köşesine takılıp kalmıştı.
Bir süre sonra, bir davet daha geldi.
Anlayacağınız, Mansur Yavaş’ın ilçesini tanıtma inadı, beni de etkiledi.
Eşimle beraber arabaya atlayıp, Adapazarı, Taraklı üzerinden Beypazarı’na vardık.
Mansur Yavaş, bizi izzet ikram karşıladı. Ayağımızın tozuyla ilçe sokaklarına düştük.
Belediye, 450 eski evi, mütevazı belediye bütçesinin de desteğiyle aslına uygun onarmıştı. Mansur Yavaş, bir çok evin de onarılmakta olduğunu belirtti.
Dolaşırken kendimi geçmiş zamanda zannettim.
Türk sivil mimarisinin en güzel örnekleriyle süslenmiş bir ilçeydi Beypazarı.
Atalarımız ne tür evlerde oturmuştu? Kafeslerle örtülü pencerelerden kadınlar neleri seyretmişti? Odalardaki dolapların içine gizlenmiş banyolarda nasıl kese yapmışlardı?
Evler hepsini, tüm açıklığı ile anlatıyorlardı. Aslında onarılan evlerde hala geçmiş yaşanıyordu.
Değişiklik sadece dış görünüşte olmuştu.
Sonra eski çarşıya gittik. Burada da bir başka geçmiş vardı. Asırlar öncesinin ticaret şeklinin bütün ipuçlarını burada görmek mümkündü.
Telkari işçiliği denince akla Mardin gelir ama, Beypazarı’nda bu sanatın çok eskilere dayandığını öğrendim. Özellikle gümüş el işleri, insanı baştan çıkartacak kadar güzeldi.
Çarşıda beni etkileyen dükkanlardan biri de, asırlık berber oldu.
Tıraşı hala, sırları yer yer dökülmüş aynanın........
