Adada yangın çıkarsa özgürlüğe ne olacak?
Kahve içerken bakındığım LinkedIn’de önüme düşen bir çevrimiçi oyun linkine basıyorum. Karşıma çıkan cümleyle yüzüm buruşmaya başlıyor çünkü başıma gelecekleri o an anlıyorum. Oyun bana önce bir durum veriyor: “Adanın güneyinde büyük orman yangını çıktı. Sosyal medyada yanlış tahliye haritaları dolaşıyor.” Sonra da bir görev: “Bilgi şefi olarak hem can güvenliğini sağlamak hem de özgürlükleri koruyarak doğru bilgiyi halka ulaştırmak.” Sonra da farklı uzmanlıklardan danışmanlarla buluşturup bir karar vermeye zorluyor. O sırada can kurtarmak için özgürlüğü feda edeceğin bir duruma sokuyor seni. Yani oyun sana güvenlik mi özgürlük mü diye soruyor. Ben ise bunların tercih konusu olmasını reddediyorum. İçimde bir minik kahve arası isyanı kopuyor.
Kriz krizden önce yönetilir
Bu oyun, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde kıdemli akademisyen ekibin, Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı desteğiyle, kriz dönemlerinde dezenformasyonla mücadele yöntemleri geliştirme ve yaygınlaştırma amacıyla yürüttükleri “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (RESAID) projesinin çıktılarından biri.
Oyun, krizin krizden çok önce yönetilmeye başlaması gerektiğini bir kere daha hatırlatıyor. Danışmanların önerilerinde özgürlükleri koruyan kararların güvenliğe etkisi hep uzun zaman alıyor. Yangın yayılırken o önerileri seçmek can kaybı anlamına geliyor. Yani, o önerilerin hep çoktan uygulamaya girmiş olması gerekiyor. Neyse ki gerçek hayatta özgürlüğü feda etmemenin bir yolu var: hazırlıklı olmak.
Ertesi sabah hala oyunun etkisindeyken içimi hiç de rahatlatmayan bir rapor okuyorum: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Dijital Devlet Endeksi (DGI) ve Açık, Faydalı ve Yeniden Kullanılabilir Veri Endeksi’nin (OURData) 2025 bulguları.
OECD, dijital devlet politika ve uygulamalarının tam da çoklu krizler çağının ihtiyaçlarına ne derece hazır olduğunu, kamuda dijital dönüşümün ne derece tutarlı, yaygın ve insan merkezli ilerlediğini, devletlerin ulusal kamu açık veri politikaları tasarlama ve uygulama çabalarını düzenli olarak ölçüp raporluyor. 2025 bulgularını 16 Şubat'ta yayımladı.
DGI, merkezi hükümetlerin dijital devlet politika ve uygulamalarına tasarlanmış dijitalleşme, veri odaklı kamu sektörü, platform olarak devlet, varsayılan olarak açık, kullanıcı odaklılık ve proaktiflik olarak tanımladığı 6 boyutta bakıyor. OURData ise verinin mevcudiyeti, veriye erişim ve verinin yeniden kullanılmasında devlet desteği boyutlarını inceliyor.
OECD ülkelerindeki ilerleme
2023 ile kıyaslandığında, 2025’te ilerlemenin %14 ile görece yavaş kaldığını ve Güney Kore, Norveç ve Portekiz’in lider olduğunu görüyoruz. Rapor, bu ülkelerin her boyuttaki dengeli puanlarının bu alandaki bütüncül politikalarını yansıttığını vurguluyor.
OECD ülkeleri en çok veri odaklılık, kullanıcı odaklılık ve proaktiflikte yol alıyor. Rapor bunun nedenlerini daha güçlü veri yönetişimi çerçeveleri, dijital kamu altyapısı (birlikte çalışabilirlik/interoperability), devlette yapay zekanın (YZ) kullanımı ve yönetişimi ve daha geniş hizmet standartları olarak sıralıyor.
OECD ülkelerinin en çok yol aldığı veri odaklılık ve kullanıcı odaklılık boyutlarında Türkiye’nin de puanları 2023’e kıyasla artmış duruyor. Ancak proaktiflik ve tasarlanmış dijitalleşmede son iki yılda sırasıyla 0,76’dan 0,69’a ve 0,69’dan 0,61’e belirgin bir gerileme görülüyor. OURData endeksinde ise veri mevcudiyetinde 0.14’den 0.11’e bir gerileme söz konusu.
DGI, proaktiflik boyutunda hükümetlerin veri ve dijital teknolojilerle yurttaşların/kullanıcıların ihtiyaçlarını öngörme ve açıkça talep edilmeden önce hizmet sunma kapasitesini değerlendiriyor. Yani, aslında tam da kriz zamanında kamu yönetimi kapasitesine bakıyor. Yani, oyunda öne çıkan hazırlıklı olma durumuna ve onun için dijitalin nimetlerinden kamu sektörünün en iyi şekilde faydalanabilme kapasitesine bakıyor.
Tasarlanmış dijitalleşme boyutundaysa, endeks, dijital yönetişimin kamu yönetimi mekanizmasına ne derece dahil edildiğini, kamu kurumlarının teknoloji ve veriyi tutarlı kullanmalarını sağlayan düzenlemeleri, stratejik öncelikler ve hesap verebilirlik mekanizmalarını ölçüyor. Bu boyut da daha çok bütüncül dijital dönüşüm politikalarını, tüm kamu yönetimi makinesinin dijital dönüşümle etkileşimli olarak çalışabilmesini, çok paydaşlığı ve demokratik yönetimi ilgilendiriyor.
Bu boyutlarda Türkiye’nin puanlarındaki gerileme dijital dönüşümün, devleti özellikle kriz zamanlarında daha hızlı daha doğru karar verebilecek ve uygulayabilecek niteliğe taşıyacak bütüncül bir kamu yönetimi stratejisinin zayıflığına, olduğu halden de gerilediğine işaret ediyor. Rapor, inceleme için, 1 Ocak 2023 - 31 Aralık 2024 arasındaki politika ve uygulamalar hakkında veriyi 2025’in ilk yarısında toplamış. Yani, örneğin, tam da oyunda, biraz da köşeye sıkıştırılarak verdirilen kararlar gibi, 6 Şubat depremleri sonrası sosyal medyaya erişim engellerinin bu rapora yansıdığını düşünebiliriz.
Rapor için veri toplanan dönemde Türkiye’de, Mart 2025’te dijital dönüşümün demokratik boyutuyla ilgilenen aktörlerin eleştirilerine konu olan Siber Güvenlik Kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul ediliyor. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Dijital Dönüşüm Ofisi kapatılıp, yetkileri genişletilen ve kamu sektörünün dijital dönüşümünü ve e-devletin gelişimini tasarlayacak olan Siber Güvenlik Başkanlığı’na devrediliyor. Bir sonraki OECD DGI ve OURData raporunda bu kararın ve uygulamalarının etkilerini görebileceğiz.
Yurttaş olarak bekleyeceğimiz en önemli etki ise, özellikle kriz zamanlarında, hızlı ve doğru kararlarla zor durumlardan en az zararla çıkabilen ve bunu demokratik boyutu göz ardı etmeden, özgürlüklerden ödün vermeden, kimseyi arkada bırakmadan yapabilecek güce sahip bir kamu yönetimi için dijital dönüşümün planlanması ve uygulanması olmalıdır.
OECD’nin raporunu buradan indirebilirsiniz.
RESAID projesinin çevrimiçi oyununu burada oynayabilirsiniz.
