menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Na’to: İşte o, kafa; Taş-mermer

8 0
09.07.2026

NATO zirvesi ile Deniz Göktaş arasında sıkışan Türkiye gündemi, kendilerini siyaseten muhalif sayanların cılız reaksiyonları ile “sarsılırken”; ülkemiz insanı kah son kalan 3-5 altınını satarak, kah emekli maaşlarına yapılan yüzde 17 buçukluk zamma “sevinerek” durumu idare etmeye çalışıyor. Ne diyelim; Allah parti devletimize zeval vermesin!

1935’ten beri “gündem” adını verdiğimiz bu “kün-tegin” hâlleri, artık daha ziyade telefon pıt-pıtlarıyla oluşuyor malum. Oturduğumuz yerden laf sıralıyoruz. Güzel, kafiyeli, oturaklı, kısa-özlü sözler bulanlar, yine “pıt” yapılarak “layk”lanıyor. Hayatımızın günde ortalama 3-5 saati, bu akıllı telefonlarda ve çok “zeki” paylaşımlar eşliğinde geçiyor. Millet olarak üzerinde birleştiğimiz tek mesele, bu “pıt-pıtçılık” hareketi. Telefonlar da giderek daha akıllı olduğu için, bizim IQ’larımızın 100’ün üzerine çıktığı pek görülmüyor. Gerek de yok, yeter de artar bile.

Deniz Göktaş hadisesinde, bu kardeşimizin laflarına tepki gösteren ve tutuklama kararını destekleyen “muhafazakar” kişi ve resmî kurumların ifadeleri son derece yalın, tek tip ve net. Küfürlerle de karışık bu reaksiyonların hemen hepsinde “…kutsalıma dil uzatan o dili…” deniyor. Her ne kadar “kutsalım, kutsalıma” tabirleri imlası bozuk bir Türkçe olsa da, bu kelimeyi kullanan kişi ve hesaplar (Diyanet İşleri dahil) “Türklük” durumuna da vurgu yaparak ortaya karışık bir “ırk-inanç sentezi” sergiliyorlar (bu arada “içimizdeki gavurlar” nedeniyle 8. yüzyıldan 12. yüzyıla kese-biçe biz Türklere Müslümanlığı kabul ettiren Emevî ve Abbâsîlere müteşekkiriz!).

Nitekim Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral bey de, “kıytırık bir sözde komedyenin günlerce bu ülkenin gündemini işgal etmesi, Türkiye adına zuldür. Bu milletin konuşacağı mesele üç-beş provokatif söz değil; Türkiye’nin yükselen vizyonu, bölgesel liderliği ve uluslararası arenadaki güçlü konumudur. Büyük devletler, kıytırık figürlerin değil; büyük hedeflerin peşinden yürür!” diyerek neyi konuşup neyi konuşmamamız gerektiği yönünde bir ayar verdi.

Bu ayar ve ayarlamalar sürecinde, kabul edilemez olan yegane şey tabii Deniz Göktaş’ın tutuklanmasıydı. Göktaş’ın bir sonraki performansında “yurtdışında bulunurken ‘kaçma şüphesi’........

© T24