Karpuzun tadı neden kaçtı? Kabak aşısı tüketiciyi karpuzdan uzaklaştırıyor mu?
"Üç karpuz aldım, üçü de çöpe gitti."
"İçi sert, tadı yok. Ailece karpuzdan soğuduk."
"Bir kere aldım, yiyemedik. İneğe verdim."
"Kurban bıçağı kesmiyor. Bal kabağı gibi olmuş."
"Kabak aşısı yapanın karpuzu yenmez."
Son günlerde karpuz fiyatlarının düşüşüyle ilgili haberlerin altına yapılan yorumları okurken dikkatimi çeken şey, insanların fiyatı değil tadı konuşması oldu.
Normalde üreticinin zarar ettiği haberlerde mazot konuşulur, market fiyatları konuşulur, aracıların kazancı konuşulurdu. Ama konu karpuz olunca, işin rengi değişiyor. Okuduğum yüzlerce yorumun ortak noktasıysa şu: "Karpuz artık eski karpuz değil."
Karpuz kabak tadı veriyor!
Üstelik bu serzeniş yeni de değil. Yaklaşık 10 yıldır Türkiye'nin farklı bölgelerinde aynı cümleyi duyuyoruz; Nerede o eski karpuzlar..
Peki neden, karpuzun tadı ve dokusu zaman içinde değişti? Bu sorunun yanıtı; karpuzun yetiştirilme biçiminde saklı.
Bugün Türkiye'de üretilen karpuzların çok büyük bölümü kabak anaçları üzerine aşılanarak yetiştiriliyor. Yani toprağın altında kabak kökü var. Toprağın üstünde ise karpuz meyvesi bulunuyor. Kabak ile karğuz melezi geliyor artık markete manava.
Bunun tercih edilme nedeni ise toprakta yıllardır biriken fusarium gibi hastalıklar. Toprak hastalıkları, karpuzun çekirdekten yetişmesini zorlaştırıyor. Kabak kökü ise hastalıklara dayanıklı ve daha güçlü. Üstelik daha erkenci üretime izin veriyor ve daha fazla verim sağlıyor. Hasat edilen ürünün tonajı yüksek oluyor.
Çiftçi açısından bakıldığında son derece rasyonel bir tercih. Aynı arazide üretime devam edebiliyorsunuz. Daha fazla meyve alabiliyorsunuz. Daha iri karpuz üretebiliyorsunuz. Ancak sorun da tam bu noktada başlıyor. Çünkü tüketici karpuzu tonla değil, tadıyla değerlendiriyor. Tarlada dekara düşen verim artarken, sofradaki memnuniyet aynı oranda artmıyor.
“Karpuz aldım karpuz tadı........
