Kusursuz bir gelinliğin dikiş izleri: Lacrima bize ne söylüyor?
Yetkin bir sanatçının eserine rastlantı eseri çok şey dahil olabilir ancak hiçbiri rastlantı eseri orada kalamaz. Her detay eserin bütününü kavramsallaştırmak için meşru bir göstergedir.
Bu durumda bir sanat eserindeki her ayrıntıyı o eseri anlamlandırmada kullanabileceğimiz bir ipucu olarak değerlendirebiliriz.
İlk karşılaşmada çoğunlukla yüzeyde olup bitene odaklansak da sanat eseriyle kurduğumuz ilişkinin doğasında, gecikmeli bir idrak süreci vardır. Daha ilk anda kendini ele vererek tükenen işlerden değilse zihnimizde işlemeye devam eder. Eser kendini daha çok bu aşamada gösterir; zihnimizin derin katmanlarında ilk karşılaşmada fark edemediğimiz yeni bağlantılar kurarız.
Strazburg Ulusal Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu ve Çağdaş Fransız tiyatrosunun önemli isimlerinden Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği Lacrima, işte böyle bir oyun. Oyunun Latince kökenli adı “gözyaşı” anlamına geliyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 22- 23 Eylül tarihlerinde Zorlu PSM’de sahnelenen oyunun ikinci gösterimini izledim. Oyun bittiğinde önceki gösterime giden bazı arkadaşlarımın “175 dakika koltuğa çivilendik” türü yorumlarının biraz abartılı olduğunu düşünüyordum. Ama ertesi sabah uyandığımda zihnimde birbiri ardına yeni bağlantılar kurulduğunu fark ettim.
Caroline Guiela Nguyen Fotoğraf: Manuel Braun
İngiliz kraliyet düğünü için Paris’teki bir moda evine verilen gelinlik siparişiyle başlayan oyun, televizyon tarihinin en büyük canlı yayın olaylarından biri olarak kayda geçen Lady Diana’nın düğününden ilham alıyor. Bir peri masalını andıran 45 yıl önceki törende Lady Di’nin gelinliği en çok konuşulan konular arasında yer almıştı.
Baba tarafı Cezayir, anne tarafı Vietnam ve........
