menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapayalnız İnsan Hakları Anıtı

26 0
26.03.2026

Hemen her dayanışma eylemine gelen, yaşamını gazeteciliğe adamış meslek büyükleri, ağır ama öfkeli adımlarla geliyor. Biraz arkalarında, mesleğe bu medya ortamında adım atmak zorunda kalmış, kısa meslek yaşamlarını tutuklamalara, gözaltılara, dava ve soruşturmalara tanık olarak geçirmiş, kendileri de bu davaların hedefi olmuş bir avuç genç gazeteci. Uzun süredir hastalık nedeniyle evden çıkamayan bir meslek büyüğü de burada. Daha önce eyleme gelmeyen birkaç gazeteci de…

* * *

Ankara Yüksel Caddesi’nde bir İnsan Hakları Anıtı’nın yer alması, o anıtın bir sembol olarak oraya konulmuş olması ne hazin!

Özgürlüğün ve demokratik hakların, uzun mücadeleler sonucunda kazanıldığını simgelemesi için Ankara’nın ortasına oturtulmuş anıtın çevresi arabalarla kapatılmış.

Eyleme destek için gelen birkaç milletvekili, polisle konuşuyor, neden anıtın çevresinin kapatıldığını soruyor.

“Sizin için değil” diyor yetkili bir polis. Az ileride oturan üç-dört ismi gösteriyor.

Kuyu tipi cezaevlerini protesto için gelen mahkûm aileleri sözünü ettikleri. Konur Sokak’ın başladığı kısımda yerde oturmuş, gelip geçenlere dertlerini anlatmaya çalışıyorlar.

Kuyu tipi cezaevlerine karşı ölüm orucu eylemine başlayanları, o cezaevlerinde bir insanın yaşamasının mümkün olmadığını…

Anıtın çevresi bu nedenle araçlarla kapatılmış. Normalmiş, makulmüş gibi anlaşılmasını bekliyorlar.

Az sonra araçlardan biri anıtın ön kısmını açıyor, diğer araçlar yerli yerinde duruyor.

* * *

Görece kalabalık bir eylem bu.

Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın bayram günü, aile ziyareti için gittiği Tokat’ta gözaltına alınarak, Ankara’ya getirilip emniyete götürülmesini protesto etmek için yapılan çağrıya kimi parti ve sendikalar da yanıt vermiş, gelmişler.

Çağdaş Gazeteciler Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası temsilcileri burada…

Henüz açıklama yapılmadan önce İsmail’in dosyasına başka haberlerin de eklendiği, yeniden sorguya alındığı, akşam adliyeye çıkartılacağı haberi geliyor avukatlardan.

Bayramın üçüncü gününde hummalı bir çalışma!

Basın açıklamaları yapılıyor, gazeteciler dağılıyor.

Birkaç hafta önce ANKA Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener’in gözaltına alınması nedeniyle toplanmıştık.

Ondan birkaç hafta önce DW muhabiri Alican Uludağ’ın gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle.

“İsmail Arı’yı tutuklamayın, bu uygulamalara son verin” çağrısını yükseltmek için toplanıldı bu kez de…

Her dayanışma eylemine koşup gelenler aynı yüzler zaten, aynı yalnız kalabalık!

* * *

Tutuklanan Alican ve İsmail, gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakılan Kenan Şener, aylarca tutuklu kaldıktan sonra ev hapsi kararıyla tahliye edilen Furkan Karabay, kaçıncı kez tutuklandığını sayamadığımız Pınar Gayıp ve onlarca gazeteci elbette mesleği yaparken bunları da yaşayabileceklerini biliyorlardı.

Dava ve soruşturmalara bütün gazeteciler, hadi bütün gazeteciler demeyelim, haber verme derdi olan gazeteciler alışıktır. Davasız ve soruşturmasız geçen günleri neredeyse yoktur zaten…

Ama yıllardır gazeteciler başlarına türlü işlerin gelebileceğini de bilerek çalışıyor.

Normalde bir gazetecinin çekincesi hata yapmamaktır. Haberdeki bir hata nedeniyle birilerinin zarar görmesinden, haberinin yanlış çıkmasından çekinir…

Her aşamada hata yapılabilecek bir iştir gazetecilik zira… Her yönüyle açıktır buna… Baskılar, yanıltmak........

© T24