menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gerçekler yürüdü

42 0
26.10.2026

24 Ekim 2026 günü İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Kocaeli ve Van'da gazeteciler ve yurttaşlar yürüdü.

Daha doğrusu “gerçekler” yürüdü. Umuttur, dayanışmadır, güçtür!

Altı yıl önce gazeteciler toplam 103 yıl 3 gün hapis cezasına mahkûm edilmişti.

2020 yılında 430 gazeteci gözaltına alınmış, 8 gazeteci saldırıya uğramıştı. En az 1358 haberin erişimi engellenmişti.

Ağustos 2014’ten 1 Ocak 2021’e kadar “Cumhurbaşkanı’na Hakaret” suçundan altı yılda 63 gazeteci mahkûm edilmişti.

2020 yılında AİHM, gazeteci haklarını hiçe saydığı gerekçesiyle Türkiye’yi toplam 144 bin avro tazminata mahkûm etti. 

Radyo Televizyon Üst Kurulu, 2020 yılında 297 görsel ve işitsel medyaya para cezası, 70 program durdurma ve yayın durdurma cezası vermişti.

Aynı yıl toplam 215 gazeteci ve medya çalışanının işine son verildi.

Altı yıl önceki tablo değişmiyor. Basın özgürlüğü dikkate alınmadı. Verilen sözlere, reformlara karşı ne denilirse denilsin tersi oldu.

24 Ekim 2026 günü gazeteciler içinde buldukları durumu protesto ettiler ve altı yıl sonra Türkiye’nin birçok kentinde yürüdüler…Gerçekler yürüdü.

09.06.2004 kabul tarihli 5187 sayılı Basın Kanunu basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenler. Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.

Artık Basın Kanunu’nu kullanmıyorlar; yerine koydukları Türk Ceza Kanunu artık sürekli uygulanan bir kanuna dönüştü. Çok daha sert ve çok daha kolay…

Gazeteciler için gözaltına alınmak demek ne olursa olsun “tutuklama” anlamına geliyor. Böylelikle gazetecinin gazetecilik yapmasını önlemenin en kolay yolu olarak tutuklama ve hapsetme tercih ediliyor. Basın özgülüğü yerine tutuklama “susturmaya” yarıyor. Öyle sanılıyor ama gazeteciler hapiste olsa bile gazeteciliğe devam ediyorlar.

Basın özgürlüğü yerini iletişim özgürlüğüne bırakıyor… Herkes gerektiğinde gazeteci haline getirilmek suretiyle “suç” kavramı kabuk değiştiriyor. Her haber veren, her görüş yazan artık suçlu…Ne ifade özgürlüğü ne basın özgürlüğü…

Suç, bir kişinin fiili ile dış alemde değişiklik yarattığı eylemidir.

Ceza hukuku basın özgürlüğünün sınırlandırılması amacıyla kullanılamaz. Başvurulması gereken en son çaredir. Son çaresizlik bile tek başına yeterli........

© T24