menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Baver Karahancı tiyatronun hâllerini anlatıyor: Bağımsız tiyatro rasyonel bir iş değil ama anlatma arzusu dinmedikçe ölmez

28 0
28.02.2026

Gündüzleri adliyede avukat, akşamları ise bağımsız sahnelerde tiyatrocu olan Baver Karahancı; hem yazıp oynadığı Hiç Dünya, yazarı olduğu Bir Düşte İki Berduş ve oyuncu kadrosunda yer aldığı Tanıdığım Tüm Erkekler oyunlarıyla seyirci karşısına çıkıyor.

Karahancı; varoluşsal meseleleri karanlık bir mizahla ele alan oyunlarını, hukukun somut kuralları ile sahnenin kurgusal yapısı arasında kurduğu bağı, sahnede peşine düştüğü biçim arayışlarını ve günümüz koşullarında bağımsız tiyatro yapmanın zorluklarını T24’e anlattı.

Söyleşiyi dinlemek için tıklayın

- İlk olarak bize biraz kendinden bahseder misin?

Tiyatro serüvenim aslında hukuk serüvenimden çok daha önce başladı. Ortaokul yıllarında tiyatroya başladım. Sonra oradan gelen hevesle ve arzuyla bir şekilde tiyatroya devam ettim. Üniversite yıllarında hukuk okurken bir yandan da üniversite kulübünde tiyatro yapmaya devam ettim. Mezun olmamın akabinde Amed Şehir Tiyatrosu'nun bir oyunculuk okulu vardı, orada eğitim aldım. Sonrasında da çeşitli ekollerden oyunculuk eğitimleri almaya, atölyelere katılmaya devam ettim.

- Hukukun katı kuralları vardır; yani bir kitabı vardır bu işin, o kitaba göre işler. Ama sahnede bir sınırsızlık, bir özgürlük alanı vardır. Burada benim sormak istediğim şey şu: Birincisi, hukuk alanında eğitim almış ve aktif olarak avukatlık da yapan birisi olarak o eğitimin, o formasyonun tiyatroya bir katkısı var mı? Tiyatronun o tarafa bir etkisi var mı? Bir de bu ikisi arasında nasıl bir denge kuruyorsun? Yani sabahtan akşama kadar adliyede koşturup akşam sahneye mi çıkıyorsun? Nasıl oluyor biraz?

Öncelikle denge kuramıyorum. O başarabildiğim bir şey değil. Kendimi, zamanımı iyi bir şekilde yönetmeye çalışıyorum diyelim. Herhangi bir işi aksatmamaya çalışıyorum öncelikle ama bunu iyi yönetebildiğimi de söyleyemeyeceğim. Onun dışında ben iki alanı taban tabana zıt görmüyorum aslında. Birbirine oldukça yaklaştırdığım noktaları var hem hukukun hem tiyatronun.

Hukuk, özellikle avukatlık, aslında bir metni, somut verileri sizin nasıl ele aldığınız ve yorumladığınızla ilgili; tıpkı tiyatroda bir metni nasıl yorumladığınız ve nasıl ele aldığınız gibi. İkisi de kurgusal alanlar. Eninde sonunda bir metin vardır elinizde, belli veriler vardır ve kurgusal açıdan siz bunu yönetmeye çalışırsınız. Tiyatroda sahneye çıkarsınız, avukatlıkta da duruşma salonuna çıkarsınız, üstünüze bir cübbe giyersiniz. Aslında bunlar hiç gündelik olmayan şeyler. Tepeden biri size bakar, bir şeyler söyler, oyunu açar; siz de bir savunma yaparsınız, oynarsınız aslında orada bir anlamda. Aslında bu tiyatroda buna çok benziyor.

Yaptığımız şey yine karşımızdaki birilerine bir şeyleri olabildiğince iyi anlatmak. Bu bakımdan yaklaştırıyorum birbirine her iki alanı da. İkisinin de tabii çok başka incelikleri var ama en azından benim açımdan, belli açılardan birbirine fayda sağladığını söyleyebilirim bu iki alanın. Her ne kadar zamanı yönetmekte ve ikisine de eğilmekte zorlansam da.

- Peki hangi açılardan fayda sağladığını düşünüyorsun?

Buna iki şekilde cevap verebilirim. Birincisi, duruşma salonundaki hâl ve tavır olsun... Her ne kadar tiyatro olmasa da kendini iyi ifade etme yeteneği avukatlıkta çok gerekli, çok elzem bir şey. Bunun dışında, daha önceden söylediğim gibi, aslında verileri nasıl ele aldığınız, nasıl yorumladığınızla ilgili bir şey. Avukatlık doğrudan kuralların uygulanmasını sağlama değil; sizin onları nasıl yorumladığınız ve nasıl aktardığınız ile ilgili. Dolayısıyla bu açıdan özellikle birbirini beslediğini söyleyebilirim. Ama tabii ki çok farklı şeyler. Sadece ben özellikle birbirine yaklaştırmaya çalışıyorum.

Baver Karahancı Hiç Dünya oyununda

- Hiç Dünya, Bir Düşte İki Berduş, Tanıdığım Tüm Erkekler isimlerinde üç tane aktif oyunun var. Bize ne anlatıyorlar bu oyunlar?

Hiç Dünya ile başlayalım. Şu anda aktif hem oynadığım hem de yazdığım bir oyun. Hiç Dünya’yı aslında anlatması, oynamasından daha güç. Çünkü kapalı bir yapıya sahip, soyut bir anlatıya sahip bir anlamda. Ama basitçe anlatmak gerekirse; bir insanın yalnızlığını, yaşadıklarını, kayıplarını, onu nasıl dönüştürdüğünü, nasıl değiştirdiğini özgür irade perspektifinden ele alan bir oyun. Beckettiyen bir üsluba sahip. Ama klasik dramatik bir anlatıdan ziyade bir zihnin içi gibi parçalı bir yapıda, yer yer fiziksel tiyatronun ögelerine dayanan ilginç bir oyun olduğunu ve bence eğlenceli bir oyun olduğunu söyleyebilirim.

Bir Düşte İki Berduş benim yazdığım ilk oyundu. Daha önce ben de oynamıştım. Şu anda başka bir ekip oynuyor, çok da başarılılar bence. Yine bir anlamda Beckettiyen bir üsluba sahip diyebilirim onun için de. Fakat tabiri caizse bir orta oyunu mantığıyla ilerleyen; oldukça eğlenceli, müzikli, şenlikli bir oyun diyebilirim. İki zıt karakterin bir yaşam döngüsünde birbirlerine hapis kaldıkları ve bu hapiste belli konuları, belli olguları böyle bir diyalektikle şenlikli bir şekilde anlattıkları, tartıştıkları, bir yandan da tarihsel bağlamı olan bir oyun.

Baver Karahancı ve Aydan Akboğa, Tanıdığım Tüm Erkekler oyununda

Tanıdığım Tüm Erkekler’in yazarı Sarp Polat, genç bir yazar. Çok daha farklı bir oyun. Benim oynamaktan çok keyif aldığım bir oyun. Absürt bir vodvil olarak kendimce tanımlıyorum. Modern bir........

© T24