menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Agos 30 yaşında: “Şükür ki bizden anılarımızı almıyorlar”

27 0
05.04.2026

“Bir zamanlar” başlığının dava konusu olduğu günleri yaşamış, Pakrat Estukyan’ın deyimiyle gazetenin ‘marş motoru’ Hrant Dink’in kurucusu olduğu Agos gazetesi 30 yaşında!

Siyasi bir cinayetin bu topraklardan koparttığı Hrant Dink, ‘bir zamanlar’ Kanal 7’de Ayşe Önal’ın konuğu oldu. Herkese bir pencere açtı. O yıllar çok uzakmış gibi…

Agos’un kurucuları arasında yer alan Harut Özer, bir Paskalya haftasında yayın hayatına başlayan Agos’un 30’uncu yılı nedeniyle Hrant Dink Vakfı binasında düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada ‘Bir zamanlar’ başlığının öyküsünü anlattı.

Raymond Harutiun Kévorkian ve Paul Paboudjian’ın Fransızca yayımlanan ve Osmanlı döneminde Anadolu’da ticaret, zanaat ve tarım alanlarında kilit roller üstlenmiş Ermenileri anlatan kitaptan bölümler Agos‘ta  ‘Bir zamanlar…’ başlığı altında yayımlanınca dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) savcısı gazete sorumlularını ifadeye çağırır ve “Bir zamanlar derken ne demek istiyorsunuz, bir daha yazarsanız gazeteyi toplatır ve dava açarım” der.  ‘Bir zamanlar’ yine yayımlanır ve dava açılır…

Devletin gözü, Dolapdere’de tek göz odalı bir ofiste yayın hayatına başlayan gazetenin hep üzerinde olur. Ofis dinlenir, kurucuları fiziki takibe takılır. Baskılara, ‘gözümüz üzerinde’ uyarılarına rağmen gazetenin Ermeni toplumu için anlamı büyüktür. Öyle ki Kurtuluş’ta anahtarcılık yapan Ermeni bir esnaf gazetenin çıktığını öğrenince ağlayarak kurucuların boynuna sarılır. Çünkü Agos on yıllar boyunca sessiz kalan Ermenilerin sesi olur. “Agos olmasaydı ne olurdu” soruma yanıt veren gazetenin yazarlarından Pakrat Estukyan’a kulak verelim:

Pakrat Estukyan (Fotoğraf: Candan Yıldız)

“Türkiye’de çok bir şey eksilmezdi ama Ermeniler açısından ciddi eksiklikler olurdu. Çünkü Agos Türkiye’de Ermenilerin sesi, itirazı, tekzip mekanizması oldu. Türkiye’de demokrasiyi, özellikle biz sola açık bir düşünce yapısından bekliyorken o düşünce yapısı ne yazık ki çok uzun süre kendi ezberleri ile kapalı kalmıştı. Agos orada da aydınlanma penceresi açtığı için önemli ve değerli.”

Yaşlı, genç, çocuk; farklı kuşakları bir araya getiren ‘yaş gününde’ Agos’un kurucuları gazetenin kurulduğu ilk yılları anlatırken gözüm bir an Rakel Dink’e takıldı.  Ön sırada oturan çocukları umutla izliyordu. Zira onlar Agos’u nice 30 yıllara taşıyacak kuşaktı. Çünkü Agos vatandaş olmanın şaşmaz ilkesinin taşıyıcısıydı: Konuşmak, hakkını savunmak, görünmez olmaya itiraz etmek.

Gazete aynı zamanda Hrant Dink cinayetinin hafızası. Her yeni sayısında “Neden Hedef Seçildim” köşesinde cinayetin kronolojisine yer veriyor. Hep o sloganı hatırlatıyor: “Biz bitti demeden bu dava bitmez!”

Hrant Dink öldürüldüğünde Agos 11 yaşındaydı. Bugün 30 yaşında. Ve anlatılan her öyküde Hrant Dink var. Rakel Dink’in dediği gibi “Şükür ki bizden anılarımızı almıyorlar.”

Sön sözü yine Hrant Dink’e verelim: “Agos sayesinde artık tarihimizin yanlış konuşulmasından da yılgınlığa düşmedik. Yanlışlar ve yalanlar telaffuz edildikçe biz de doğrularımızı dile getirdik. Susmak, bir köşeye çekilmek ve sadece çaresizce dinlemek işkencesi artık geride kaldı.”


© T24