Senegal Kumrusu
Bana Sait Faik’in “Son Kuşlar” adlı hüzünlü hikâyesini düşündüren bir kumru var burada.
Bodrum’daki odamın hemen önündeki bir Jakaranda ağacına her sabah aynı zarif kuş konuyor.
Henüz tam yeşermemiş dalların birinde sessizce duruyor.
Ben gözlerimi açtığımda ise sanki çoktan uyanmış, beni bekliyormuş gibi bana bakıyor.
Bu ağacın ilk tohumlarını buraya yıllar önce Cevat Şakir’in mektup zarfı içinde postayla getirdiği söylenir.
Belki gerçekten öyledir, belki değildir; ama insan bazı hikâyelerin doğruluğundan çok ruhuna inanıyor.
Bahçeme vaktiyle Ferit Edgü’yle birlikte bir el boyunda küçük bir fidan olarak dikmiştik ilk Jakarandayı. Sonra kendim birkaç ağaç daha çoğalttım.
Bodrum’un eski ruhu biraz da böyle kurulmuştu:
Başka yerlerden gelen insanların, burada doğaya yeniden âşık olmasıyla.
Bir dostum bu kuşun “Senegal kumrusu” olduğunu söyledi.
O dostum da bu kasabaya yıllar önce gelmiş bir Hollandalıydı.
Başlangıçta sadece bir yabancıydı belki; ama zamanla denizin ışığına, begonvillere, rüzgârın taş evler arasındaki daracık yollardaki sesine tutkuyla bağlandı.
Gerçekten de “Senegal kumrusu” adı boşuna verilmemiş.
Bu zarif........
