menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İletişimin şeysi

18 0
30.06.2026

Dil bir iletişim aracı olmak yanında bir yanılsama aracıdır.

İnsanlar aynı kelimeleri kullanarak konuştuklarında, aynı dünyayı paylaştıklarını zannederler. Oysa kelime bir kabuktur. İçine ne konulduğuna, onu kimin söylediğine, ne tonda, ne sıcaklıkta ve başkalarına göre hangi mertebeden söylendiğine göre ne dediğin değişir.

İletişim dediğimiz şey sanıldığı kadar düz bir hat değildir. Bir gönderici, bir alıcı ve aradaki mesajdan ibaret değildir. Araya giren şey insanın kendisidir: geçmişi, kırılmaları, alışkanlıkları, korkuları, kendine vehmettikleri ve kurduğu iç dünya...

Bu yüzden aynı cümle iki farklı insanda iki farklı yankı bulabilir. Hatta belki sonsuz farklı yankı.

Biri “anlıyorum” dediğinde yakınlaşma kurar; diğeri aynı kelimeyi araya mesafe koymak için kullanır. Biri “haklısın” derken gerçekten uzlaşmaktadır; diğeri “haklısın” diyerek konuşmayı bitirir.

Kelimeler burada bir köprü olmaktan çıkar, bir tür örtüye dönüşür. Görünürde bağ kurar ama altında kopukluk büyüyebilir. Çünkü iletişimin zorluğu çoğu zaman kelimelerin eksikliğinden değil, kelimenin taşıyabileceğinden fazlasını ona yüklememizden doğar.

Reklamcılık yaptığım yıllarda ortalıkta o kadar çok “dev” vardı ki, o kelimeyi lügatımdan silmiştim.

Aynı sözcüğe aynı anlamı verdiğimizi sanırız; oysa her birimiz o sözcüğü kendi iç deneyimimizden ve ruh hâlimizden süzeriz.

Bir insan için “saygı” geri çekilmekken, bir diğeri için yaklaşmaktır. Bir insan için “dürüstlük” her şeyi söylemekken, bir diğeri için bazı şeyleri koruyabilmektir.

Bu fark görünmezdir. Ta ki bir çatışma anına kadar.

İşte o zaman aynı dilin içinde iki ayrı dünya konuşmaya başlar. Dillerin altındaki baklalar çıkar. Cümleler çarpışır ama anlamlar birbirine değmez.

Çünkü kelimeler ortaktır; anlamlar değil.

İletişimin en zor yanı, karşımızdakini anlamaktan önce onun........

© T24