İlber Ortaylı'yla 16 yıl önce buluşmuştuk: "Memlekette karga kovacak şahin yokmuş, ithal etmek gerekiyormuş; bununla da ben mi uğraşacağım?"
“Ben zıplayan, yaramazlık yapan, sporcu bir çocuk değildim. Kafama bez dolayıp sarık, battaniyeden cübbe yapar, padişahcılık oynardım. Halama mahalledeki mezar taşlarını okuturdum. Bu işe meraklıydım. Hafızam çok iyiydi. Öğrendiğim bir tarihi unutmaz, olayların kronolojik sırasını karıştırmazdım. Evimizde de hep tarih konuşulurdu, tarihi romanlar okunurdu. Lise sıralarında mihmandarlık kursu alıp üniversite seviyesindeki tarih hocalarıyla tanışma şansım oldu. Ancak okuldaki tarih kitaplarıyla hiç ilgilenmez; derste sıkıntıdan üzerine resimler çizerdim. O berbat kitaplarla olacak iş değildi. Tarihi gidip yerinde öğrenmek ve koklamak gerekir. Öyle yaptım ben de…”
Prof. Dr. İlber Ortaylı Topkapı Sarayı Müzesi’ne müdür olduğundan bu yana 5 yıl geçti. Bu 5 yıl boyunca, Ortaylı sarayla ilgili birçok sıkıntıyı gündeme getirdi. Bazen kendi deyimiyle “kanser” olsa da, önemli sorunların birçoğunun çözümünde etkin oldu.
Arkadaşlarının “Sonunda Topkapı’ya padişah da oldu.” diye takıldığı İlber Hoca’yla makamında buluştuk, hem saray hem tarih hakkında konuştuk.
İlber Ortaylı ve Ayşe Acar
“Topkapı Sarayı’na ilk kez 5 yaşında adım attım”
- Topkapı Sarayı’nın kapısından içeri ilk girdiğiniz günden başlamak istiyorum. Neler hissetmiştiniz?
Bu sarayın kapısından ilk kez 1952 yılında girdim. 5 yaşındaydım. O zaman ziyaret çok azdı. İlgimi bir cüce çekti. Bahri Efendi’ymiş o... Enderun cücesiymiş. Zenciler gördüm. Sonradan öğrendiğim kadarıyla biri Nadir Ağaymış. Bunlar saraydan kalma kişiler, memur olmuşlar. Anlatıyorlar, şurası Harem bölümü, burası Selamlık alayı… Bunu anlatan piri fani sakallı değil, 50-60 yaşında adamlar. Tabii, onlar görmüş o zamanı. Saltanat biteli henüz 30 yıl olmuş.
- Bilinçli olarak ilk gezişiniz...
Çok gezdim. Asistanlığım döneminde, sarayı iyice incelemek için o zamanın müdürü Hayrullah Bey’le resmen temasa geçtim. Doktoramı yapıyordum. Yanıma bir memur verdi, beni o dönem kapalı olan Harem’e bile soktu. Aslında ben siyasal bilimler okuyordum. Doktoramın konusunun sarayla bir alakası yoktu. Ama hep meraklıydım. Sonunda mihmandarlık da yaptım, biliyorsun. Şimdi kızımın yaptığı iş...
“Merakı olmayan bir insan tarihçi olamaz”
- Bir insan tarihe ne zaman ilgi duymaya başlar?
Hep, her zaman. Şimdi kimseye laf etmek istemem ama üniversitede bu bölümü kazanıyorlar, çalışkan oluyorlar, asistanlığa, hocalığa kadar çıkıyorlar, yararlı işler yapabiliyorlar. Bu Amerikan modeli biraz... Ben buna inanmıyorum. Tarihçi insan, tarihçi yaratılır. Doğuştan bir kişinin nasıl resme kabiliyeti varsa, öyle... Merakı olmayan, hafızası iyi olmayan ve hafıza eğitimi görmeyen bir kişinin tarihçi olması mümkün değildir.
“Küçükken kafama battaniye dolayıp, padişahcılık oynardım”
- Kendinizden bir örnek verir misiniz?
Ben zıplayan, yaramazlık yapan, sporcu bir çocuk değildim. Kafama bez dolayıp sarık, battaniyeden cübbe yapar, padişahcılık oynardım. Halama mahalledeki mezar taşlarını okuturdum. Bu işe meraklıydım. Hafızam çok iyiydi. Öğrendiğim bir tarihi unutmaz, olayların kronolojik sırasını karıştırmazdım. Evimizde de hep tarih konuşulurdu, tarihi romanlar okunurdu. Lise sıralarında mihmandarlık kursu alıp üniversite seviyesindeki tarih hocalarıyla tanışma şansım oldu. Ancak okuldaki tarih kitaplarıyla hiç ilgilenmez; derste sıkıntıdan üzerine resimler çizerdim. O berbat kitaplarla olacak iş değildi. Tarihi gidip yerinde öğrenmek ve koklamak gerekir. Öyle yaptım ben de…
- 17 dil biliyor musunuz gerçekten?
Ne 17 dili canım. Atıyorlar. İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Rusça herkesin bildiği dilleri biliyorum işte... Aman boşver bunları...
“Ot gibi gezdirilsem, ben de gelmem bir daha müzeye”
- Müzeleri sadece ilkokulda gezen bir toplum olmamız hakkında ne diyeceksiniz?
Yanlış. İlkokul çocuğu anlamaz buradan, ancak lise öğrencileri anlar. İlkokul çocuklarının İslam eserleri ve Arkeoloji Müzesi’ne, Ayasofya’ya yönlendirilmeleri lazım. Çocuklar burada sıkılıyor. Öğretmenler de bir şey bilmiyor. Her 20 çocukla bir öğretmenin ilgilenmesi gerekiyor. 180 kişilik okul geliyor; iki........
