menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ülke gerçekten birbirine girerken... Bugünlerin siyasetine yakın bir zamandan tekrar bakmak

18 0
25.05.2026

2014’de iktidara geçmiş cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tam 12 yıl sonra ülkeyi getirdiği durumun elbette kendi yandaşları var: koca bir AK Parti'ye oy verenler....Ama elbette gerçek bir demokraside muhalif olmak da bir büyük haktır ve şu dönemde bunu CHP’nin temsil ettiği de açıktır.
Bendeniz naçizane birkaç yazı yazdım bu konuda... Ama şimdi sizlere bir başka yazı sunmak istiyorum.
Sadece birkaç yıl öncesinden gelen ve arşivimden çıkan bir yazı... İsterseniz önce bir okuyalım; sonra konuşuruz.

Ülkenin muhtemelen kurtuluşuna çok az kala...

Birkaç hafta sonra ülkemizin kaderi oylanacak. Kimi seçimler böyle olmuştur. Kendi adıma 1950 yılında Adnan Menderes’in Demokrat Partisi’nin beklenmedik biçimde İsmet İnönü’nün CHP’sini yenmesini hatırlarım: küçük çocuk yaşıma rağmen... Ki bir on yıl sonra o yönetim, yine geleneksel olmaya gidecek bir askeri darbeyle devrilmiş, o trajik Yassıada duruşmaları ve idamlar gelmişti. Ardından gelen dönemde ise her on yılda bir askeri müdahele milli gelenek haline gelecekti: 12 Mart 1971, Kenan Evren darbesi 1980...

Bu kez artık askeri darbe filan yok. Demokrasi rejimi ülkeye gelmiş, belli alışkanlıklarıyla yerleşmiş gibi. Ama bu sadece görünürde böyle. Yoksa 21 yıldır başımızda olan bu yönetim birçok şeyi yozlaştırmış, insanlığın son yüzyılda birçok ülkede yerleşik hale getirdiği temel insan haklarına öylesine ihanet etmiştir ki... Bunu batılı anlamında bir demokrasi saymanın imkânı yok. İşte şimdi buna duyduğumuz özlemi gerçekleşmek için bir fırsat. Belki de son bir fırsat...

Nereden başlamalı? İsterseniz biraz esprili biçimde Uğur Dündar’ın SÖZCÜ’deki yazısıyla girişeyim.
O Fatih döneminden kalma bir inanç olan Zuhurat Baba efsanesini hatırlatarak, 2002’de AKP’nin zaferinden hemen önce burayı ziyaret ettiğinde, kalabalığın büyük çoğunluğunun AKP için dua ettiğini görmüş. Bu kez gittiğindeyse neredeyse herkes “AKP iktidarından hayırlısıyla kurtulmak” dileğinde bulunuyormuş. Sevgili Uğur’a inanmamak mümkün mü?

Onun hemen yanıbaşında yine çok sevdiğim Deniz Zeyrek şöyle yazdı: “İki yankı odasına bakmanızı öneririm. Erdoğan’ınkinde tehditler, suçlamalar, asık suratlı gergin politikacılar... Kılıçdaroğlu’nun odasında ise gülücükler, kuş sesleri, parmaklarıyla kalp işareti yapan insanlar...Bakalım hangileri kazanacak”

Elbette gergin suratlı deyince özelikle Devlet Bahçeli’yi, parmaklarıyla kalp işareti yapanlar arasındaysa Kemal Kılıçdaroğlu ve yanı başındeki Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Tunç Soyer gibi önemli başkanları ve........

© T24