ABD Irak’tan Çekildi, Büyük Pers İmparatorluğu Hayali Çöktü
ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin 20 Mart 2003’te, "halkına özgürlük ve demokrasi getirme" vaadi ile gerçekleştirdiği Irak işgali, bu eylül ayı sonunda Amerikan askerlerinin tamamen ülkeden çekilmesiyle sona erdi. ABD’nin Irak’tan askerî olarak çekilmesi, İran’ın bir dönem Washington ile sıkı iş birliği içinde gerçekleştirme hülyasına kapıldığı "Büyük Pers İmparatorluğu / Büyük İran" hayalinin de sona ermesini ifade etmekteydi.
11 Eylül saldırılarının ardından ABD ve Koalisyon Güçleri tarafından gerçekleştirilen 2001 Afganistan ve 2003 Irak işgali, dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından sabırla yürütülecek bir "Haçlı Seferi" olarak ilan edilmiş ve genel olarak Sünni Müslümanlar savaşılması/yok edilmesi gereken teröristler olarak damgalanmıştı. Bu furyayı İran İslam Cumhuriyeti yüzlerce yıl sonra ayağına gelen bir fırsat olarak gördü. ABD ile terörizmle mücadele iş birliğini, baskı altına alınan Sünni coğrafyada Şii yayılmacılığına kılıf yaptı ve konjonktürü Büyük İran Devleti’ni kurma fırsatına dönüştürdü.
Bu beklenti çerçevesinde, ABD’nin gerek Afganistan gerekse Irak işgalinde en büyük yardımcısı İran İslam Cumhuriyeti oldu. Eski İran Cumhurbaşkanı Hâşimi Rafsancani 2002 yılında Tahran’da bir cuma namazında verdiği hutbede; "Amerikalılar eğer İran ordusu olmasaydı Taliban rejimini deviremeyeceklerini bilmelidirler… İran güçleri Taliban’ı öldürdü ve yıkılmasında kolaylık temin etti. Eğer Taliban’a karşı güçlerimiz savaşmamış olsaydı Amerikalılar Afgan bataklığında boğulur giderlerdi." sözleriyle Amerika ile iş birliğini itiraf etti. Yine eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad bir televizyon konuşmasında; "Biz Afganistan’da Amerika’ya yardım ettik, sonra Irak’ta yardım ettik. Buna rağmen Bush kibirlenip bizi kötülüklerin şer odağı olarak suçluyor." sözleriyle ABD’ye sitem etti.
Eski İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Ali Abtahi de 15 Ocak 2004’te yaptığı bir konuşmada, "Eğer İran’ın desteği olmasaydı Kabil ve Bağdat bu kadar kolay bir şekilde düşmezdi." diyerek Cumhurbaşkanları Rafsancani ve Ahmedinejad’ın yukarıda zikrettiğimiz iş birliği itiraflarını teyit etmiştir.
ABD İşgal Ettiği Irak’ı İran’a Teslim Etti
9 Nisan 2003’te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD, Irak’ta Şiiler ve Kürtlerin desteğini alarak kota sistemine dayalı federal bir devlet kurdu. Nüfusun 0’unu teşkil eden Sünni Arapların fiilen yönetimden dışlandığı bu modelde Amerika’nın onayıyla göreve gelen Şii çoğunluklu yönetimler, mezhep aidiyeti üzerinden Irak’ı Tahran’ın kontrolü altına soktular. Ordu, istihbarat ve yargı başta olmak üzere devletin idaresi İran yanlılarının eline geçti. Resmî orduya paralel olarak kurulan Şii askerî milisler, İran Devrim Muhafızlarına bağlı Direniş Ekseni’nin bir parçası hâline getirildiler. Bu milisler, 2016 yılından itibaren Irak hükümet bütçesiyle finanse edilen ve İran’a hizmet eden güç odağına dönüştüler.
Gerek işgal sırasında koalisyon askerleri eliyle gerekse işgal sonrasında çıkan Şii-Sünni iç savaşında milyonlarca Iraklı sivil hayatını kaybetti; bunların çoğu Sünni idi. Haçlı Seferi için yola çıkan ABD, 2005’ten itibaren Velâyet-i Fakih’e biatlı siyasiler eliyle ülkeyi Büyük Pers İmparatorluğu peşinde koşan Tahran’a fiilen teslim etti.
ABD Kara Kuvvetlerinin 2019 yılında yayımlanan ve 2003 ile 2018 yılları arasında ABD'nin Irak'taki faaliyetlerini değerlendiren 1300 sayfalık raporu bu sonucu net biçimde teyit etti: "Bu proje 2018'de tamamlandığında cesaretlenmiş ve yayılmacı bir İran (Irak'ta) tek kazanan oldu." Aynı raporda, "İran ve Suriye, Sünni ve Şii militanlara alan ve destek sağlarken ABD bunu durdurmak için hiçbir zaman kapsamlı bir strateji geliştirmedi." vurgusu dikkat çekiciydi.
Şiilik "Büyük İran" Hedefi İçin Bir Araçtı
Devrimden bu yana geçen sürece bakıldığında, Şiiliğin "Büyük İran" hedefi için bir araç olarak kullanıldığı ortaya çıkmıştır. İran İslam Cumhuriyeti yöneticilerinin muhayyilesinde, MÖ 5. yüzyılda Büyük Darius dönemindeki Pers İmparatorluğu ulaşılması gereken bir Kızılelma olarak yer etmiştir. İran siyasetçilerinin "Büyük İran" coğrafyası ile kastettikleri bölge; günümüzde İran, Azerbaycan, Afganistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan, Pakistan’ın bazı bölgeleri, Türkiye’nin doğusu, Basra Körfezi, Yemen, Irak ve Suriye’yi kapsamaktadır.
Büyük Pers İmparatorluğu coğrafyası
Farisîlerin "Büyük İran" hedefi, Farisî olmayan Şiilere "Büyük Şii Devleti" olarak sunuldu. Mezhep aidiyeti üzerinden diğer topluluklar kendi soydaşlarından ayrıştırılıp Tahran’ın hizmetkârı hâline getirildiler.
Bunu en somut biçimde dile getirenlerden birisi Irak Ulusal Kongresi Genel Sekreteri ve Eski Milletvekili Aras Habib Kerim oldu.
Feyli Şii Kürt bir aşiret mensubu ve eski bir istihbaratçı olan Aras Habib, Eylül 2025'te Dicle TV'de Samir Cevad'ın programında yaptığı konuşmasında; Büyük Şii Devleti'nin kurulmasının kendisinin hayatını adadığı bir hedef olduğunu, bu hedef için ülkeyi kimin yönettiğinin kendisini ilgilendirmediğini, Ahmed Çelebi’nin liderliğiyle Orta Doğu haritasını yeniden şekillendirmek üzere proje yapıldığını, Amerikalıların ve İran İslam Cumhuriyeti'nin yardımıyla Afganistan'dan Filistin'e kadar olan coğrafyada aslında Büyük Şii Devleti kurma hedefinin........
