Kömür işçi lambası ışığından kaçan hamam böcekleri!
Kömür işçilerinin sorunlarını anlayıp yazmak için maden ocağına inmiştim. “Baş lambası” diyorlardı. İşçilerin, öncelikli olarak yanlarına mutlaka onu aldıklarını görmüştüm. Işık, işçinin başındaki lambadan geliyor, madencinin iki eli de serbest kalıyordu. Böylece yerin 100-200 metre altında koyu karanlıkta kazmasını vuracağı kömür damarını rahatça görebiliyor. Serbest kalan elleriyle de toprak altında ölü yatan cevheri, ülke için zenginliğe dönüştürebiliyorlardı.
En yüce değer emekti!
5 aylık maaşları ile 12 yıllık kıdem tazminatlarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, Eskişehir’den Ankara’ya 9 günde yürüdüler. Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi başlattılar. Bel üstü çıplak vücutlarına; “şimdi daha da açız ve çıplağız” cümlelerini yazıp, sarı madenci baretlerini; “tak-tak-tak...” betona vurdular. Kömür işçileri aslında Ankara’yı “baş lambası” ışığı ile aydınlatmaya ve madenci baretlerini de betona vurarak Türkiye’yi uyaramaya geldiler.
Doruk Madencilik şirketinin sahibi, kendisine verilmedik devlet maden yatağı, sunulmadık devlet elektrik santrali kalmamış, teşviklerle kayırılmış, iktidar gücüyle korunmuş patron Sebahattin Yıldız, gelip işçilere ve tüm Türkiye halkına açıklama yapmalıydı.
Tazminatları veremiyor.
Bir kömür ocağı ve yanında kömürden elektrik üreten bir termik santral neden işçisinin maaşını, kıdem tazminatını ödeyemez ve........
