Fotoğraf Çekmek mi, Kendini Görmek mi?
Bazen deklanşöre bastığında, aslında neyi çektiğini hiç düşündün mü? Karşında bir insan durur. Bir yüz, bir bakış, bir an… Ama sen o anda sadece gördüğünü mü kaydedersin, yoksa içinden geçenleri mi? Fotoğraf dediğimiz şey çoğu zaman bir yanılgıdır. Biz, objektifin karşısındaki dünyayı kaydettiğimizi zannederiz. Oysa gerçek çok daha sessiz, çok daha derindir. Biz fotoğraf çekerken dışarıyı değil, içimizi ifşa ederiz.
Çünkü hiçbir fotoğraf tarafsız değildir. Aynı sokakta yürüyen iki insan, aynı duvarı görür ama aynı fotoğrafı çekemez. Biri o duvarda geçmişini görür, diğeri sadece bir doku. Biri bir çocuğun bakışında kırılmışlığını yakalar, diğeri sadece bir portre çeker. Fark makinede değildir. Fark, bakanın içinde saklıdır. İşte tam da bu yüzden fotoğraf teknik bir mesele olmaktan çıkar, varoluşsal bir hâl alır. Sen neyi görüyorsan, aslında osun. Bir gün fark ettim… Aynı mekânlarda dolaşıyorum, aynı insanlarla karşılaşıyorum ama her çektiğim karede başka bir duygu var. Bazen hüzün ağır basıyor, bazen........
