En Zor Fotoğraf Kendini Çekmektir
Fotoğraf çekmek zordur derler.
Işığı bulmak, doğru anı beklemek, kadrajı kurmak, deklanşöre tam zamanında basmak… Evet, bunların hepsi emek ister. Ama yıllardır fotoğrafın içinde yaşayan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
En zor fotoğraf, kendini çekmektir.
Burada sözünü ettiğim şey, telefonu uzatıp çekilen bir selfie değil. İnsanın kendini; fiziksel görünüşüyle, ruhuyla, zihniyle, korkularıyla ve yaralarıyla olduğu gibi görebilmesidir.
Çünkü insan, dünyada en çok kendisini tanıdığını zanneder. Oysa çoğu zaman en yabancı olduğu kişi yine kendisidir.
Yıllardır binlerce insanı objektifin karşısına geçirdim. Makine daha çantadan çıkmadan aynı cümleleri duydum.
Ne ilginçtir ki, neredeyse hiç kimse bana;
“Beni olduğum gibi çek.” demedi.
Çünkü mesele fotoğraf değildir.
Mesele, insanın kendisiyle kurduğu ilişkidir.
Hepimizin zihninde, kendimize ait bir portre vardır. Daha gençtir o. Daha güçlüdür. Daha başarılıdır. Daha mutludur. Hataları törpülenmiş, kusurları budanmış bir benlik taşırız içimizde. Sonra objektif gelir ve sessizce başka birini gösterir.
İşte rahatsız olduğumuz an tam da orasıdır.
Aslında fotoğraf bize yabancı bir yüz göstermiyordur.
Biz, yıllardır kendimize yabancı yaşamışızdır.
Filozof Sokrates’in tapınak duvarına kazınan o meşhur sözü hâlâ insanlığın........
