PETROL GEÇİCİ, SU KALICI… AMA KİM SAHİP ÇIKACAK?
Petrol, denizlerin derinliklerinde yaşamış kadim bitkilerin, alglerin, bakterilerin ve mikroskobik canlıların ölümünden sonra çamurla örtülmesiyle başlayan uzun bir yolculuğun ürünüdür. Oksijensiz ortamda çürüyen bu organik kalıntılar, milyonlarca yıl boyunca artan basınç ve sıcaklıkla dönüşerek petrol ve doğalgaza evrilmiştir. Bu dönüşüm, diyajenez ve katagenez adı verilen, insan ömrüyle ölçülemeyecek kadar uzun jeolojik süreçlerin sonucudur.
Yani petrol bir anda oluşmadı. Ve en önemlisi, bir anda yeniden oluşamaz.
Bugün tükettiğimiz petrol, milyonlarca yıllık bir birikimin sadece birkaç yüzyılda tüketilmesidir. Dünya üzerindeki kanıtlanmış petrol rezervleri sınırlıdır ve mevcut tüketim hızıyla sadece birkaç on yıl yetecek düzeydedir. Venezuela, en büyük rezervleriyle öne çıkarken, Suudi Arabistan Orta Doğu’nun enerji gücünü temsil eder; ABD ise üretimde dünya lideridir. Ancak rezerv büyüklüğü, üretim gücü anlamına gelmez. Tüm bu veriler tek bir gerçeği değiştirmez. Petrolün bir ömrü vardır ve bu ömür geri saymaktadır.
Petrol yalnızca bir enerji kaynağı değildir; ulaşımın, sanayinin, üretimin ve küresel ekonominin omurgasıdır. Benzinle dönen tekerlekler, dizelle çalışan makineler, petrokimya ürünleriyle kurulan sanayi… Hepsi aynı kaynağa bağlıdır. Ve bu kaynağın yenilenememesi,........
