MANZARAYI YAŞAYANLAR VE MANZARAYI TAŞIYANLAR
“Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir.”
Bazı fotoğraflar vardır… Sadece bir görüntü değildir. İnsanlığın susturulmuş hikayesini tek kareye sığdırır. Bir tarafında ışık vardır, diğer tarafında gölgeler. Bir tarafında huzurlu bir gülümseme, diğer tarafında sessiz bir direniş. Ve bazen bir fotoğraf, yıllarca anlatılan bütün süslü yalanları tek başına paramparça eder.
Üst güvertede uzun masalar kurulur, bembeyaz örtüler serilir. İnsanlar şık kıyafetler içinde birbirine nezaketle bakarken, yüzlerde sarsılmaz bir güven oluşur. Deniz sakin, gökyüzü açıktır. Orada hayat yavaş akar; insanlar dinlenir, sohbet eder ve anın tadını çıkarır. Gemi onlar için bir seyahat değil, bir ayrıcalığın su üzerindeki halidir.
Ama tam altlarında başka bir dünya var.
Karanlığın içine gömülmüş bedenler… Terin tuza karıştığı, nefesin ağırlaştığı, omuzların çöktüğü bir dünya. Yarı tok, yarı aç insanlar yan yana dizilmiş halde durmadan kürek çekiyor. Aynı hareket, aynı yorgunluk… Yukarıda huzur hüküm sürerken, aşağıda kaslar yanıyor. Arada bir aynaya suretlerini görmek için değil, "insan mıyız?" diye bakıyorlar.
Üsttekilerin konforu, alttakilerin emeği üzerine kurulmuş. Masalar sarsılmasın diye aşağıdakilerin kemikleri........
