menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR GÜN DEĞİL, 140 YILLIK YARA

2 0
previous day

Bazı hikayeler vardır; kitaplarda değil, insanların omuzlarında taşınır. 1 Mayıs da öyle bir hikayedir. Bir bayramdan çok, kabuğu tutmuş bir yaranın her yıl yeniden sızlamasıdır. Takvimler 1886’yı gösterdiğinde, Chicago sokaklarında insanlar büyük laflar etmiyordu. Sadece şunu söylüyordu: “Makine değiliz.” Günde 12–14 saat çalıştırılan işçiler hayatı üçe bölmek istiyordu; 8 saat iş, 8 saat dinlenme, 8 saat yaşam. Bu kadar basit, bu kadar insani ve bu kadar yaşanabilirdi. Ama aynı zamanda bu kadar “tehlikeliydi.”

1 Mayıs’ta grev başladı, sokaklar doldu, günler geçti ve tansiyon yükseldi. 4 Mayıs’ta Haymarket Olayı yaşandı. Polis kalabalığı dağıtmak isterken bir bomba patladı. Bombayı kimin attığı hala bilinmiyor. Ama o gün neyin öldüğü çok iyi biliniyor, “adalet.” Fail yoktu ama cezalandırılanlar vardı. Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer, George Engel.

Kanıt yoktu ama idam edildiler. Çünkü bazen sistem suçluyu bulmaz, örnek yaratır. Ve o gün dünya şunu öğrendi: Bir talebi asabilirsiniz ama bir fikri asamazsınız. Üç yıl sonra İkinci Enternasyonal 1 Mayıs’ı işçi günü ilan etti. Bir bomba bayram ilan etmedi; ama adaletsizlik o günü tarihe kazıdı.

Aradan yıllar geçti.........

© Sonsöz