… SANDIM.
Sanmak… İnsanın kendine kurduğu en sessiz, en derin ve en sinsi tuzaklardan biridir. İnsan çoğu zaman gerçeğin içinde yaşadığını düşünür; oysa yaşadığı şey, zihninin loş odalarında kurduğu ihtimallerden ibarettir. Birine bakar, onun suskunluğunu anlayış sanır. Bir söz duyar, yankısını hakikat zanneder. Hayatın büyük belirsizlikleri içinde ilerlerken direksiyonun kendi elinde olduğunu düşünür. Oysa gerçek, sandığımız kadar bize ait değildir. Çoğu zaman da hiç de kontrolümüzde değildir.
Hayatın en ağır cümlesi, dudaklardan dökülen o iki kelimedir: “…sandım.”
İnsanın kendine kurduğu tuzakların ağırıdır. Çoğu zaman gerçeğin içinde değil, kendi zihninin loş odalarında kurduğu ihtimallerin içinde sürükleniriz. Bir bakış, bir suskunluk, bir söz… Hepsi hakikatmiş gibi görünür. Oysa gerçek, sandığımız kadar bize ait değildir. Çoğu zaman da kontrolümüzün dışındadır.
İnsan en çok kendi iç dünyasını başkalarına giydirdiğinde yanılır. Herkesi kendisi gibi düşünür, herkesi kendi niyetiyle tartar, herkesi kendi kalbiyle ölçer. Çünkü insan, kendi iç sesini evrensel bir gerçek zanneder; kendi doğrularını dünyanın değişmez yasası gibi yaşar. Farkında olmadan en........
