FİLM GİBİ OPERASYON !
Ancak bu kez ekranda akan sahneler bir kurgu değil, küresel güç siyasetinin sert ve gerçek görüntüsü idi. ABD Başkanı Donald Trump’ın “demokrasi götürme” söylemiyle meşrulaştırmaya çalıştığı bu operasyon, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşiyle birlikte gözaltına alınarak ülke dışına çıkarılması dünyada büyük tepkiyle karşılandı.
Trump’ın operasyonu televizyon ekranlarından büyük bir memnuniyetle anlatması, ABD’nin askeri ve siyasi gücünü bir tür gösteriye dönüştürdüğünü açıkça ortaya koydu.
Bir devlet başkanının, başka bir ülkenin liderinin yakalanmasını adeta bir “başarı hikâyesi” gibi anlatması ”Ben dünyanın kralıyım. Ne istersem onu yaparım” deyip dünyaya göz dağı vermesiydi. Bu durum, “güçlü olan haklıdır” anlayışının, 21. yüzyılda yeniden baskın hale geldiğinin işaretidir.
Maduro ve eşinin yakalandıktan sonra bir ABD savaş gemisiyle Venezuela dışına çıkarılması ve New York’a götürülerek sokaklarda kamuoyuna teşhir edilmesi, yalnızca diplomatik teamüllerin değil, insanlık onurunun da ihlalidir.
Seçimle iş başına gelmiş bir liderin, korsan bir operasyonla kaçırılıp başka bir ülkenin sokaklarında dolaştırılması; uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler ilkelerinin ve devletlerin egemenlik hakkının fiilen askıya alındığını göstermesinden ziyade bir barbarlığın ve eşkıyalığın göstergesiydi.
ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı nako-terör suçlama belgeleri aslında ise bu operasyonun Venezüelle petrollerine çökme operasyonu olduğunun açık belgesiydi.
Belgelerde Maduro; yolsuzluk, uyuşturucu kaçakçılığı,........
