1 Mart tezkeresi - 28 Şubat saldırısı
1 Mart Tezkeresi denilince, malum, 1 Mart 2003’te TBMM’de reddedilen Irak’a kuzeyden (yani Güneydoğu Anadolu’dan) cephe açmak için 62 bin ABD askerinin ve hava/kara silahlarının Türkiye’de konuşlanmasına izin talep eden hükümet tezkeresi anlaşılıyor.
1 Mart 2003 Tezkeresi
İçtüzük 146. Maddede tanımlanan “karar yeter sayısına” (katılımcıların salt çoğunluğuna) ulaşamayarak 1 Mart 2003’te reddedilen savaş tezkeresi AKP yönetimini ABD’nin muhtemel misillemeleri karşısında ciddi bir paniğe sevk etmişti. ABD, bu tezkerenin geçmesi halinde Türkiye'ye, sunacağı askeri kolaylıklar karşılığında, ya 8 milyar dolarlık bağış ya da 32 milyar dolarlık uygun koşullu kredi verme teklifinde bulunmuştu ve şimdi o da uçup gitmişti!
Peki bu tezkere Meclis’ten geçmiş olsaydı ne olurdu? Türkiye ABD’nin 2003’teki ikinci Irak saldırısına topraklarını açmış, bir komşu ülkeye aktif bir askeri saldırının parçası olmuş, geleneksel ilkelerine (“yurtta barış, dünyada barış” ve komşularıyla iyi geçinme politikalarına) tamamen son vermiş olurdu. Zaten bu tezkereye göre TSK da ABD ordusu denetiminde Kuzey Irak’a sokulabilecek, ancak saldırı görmedikçe PKK’ya bulaşmayacaktı. Ülkeye giren ABD askerlerinin belki de tamamen geri çekilmeyeceği, en azından Güneydoğu Anadolu’da kimi askeri üslerin hâlâ varlığını sürdürdüğü ve bölgenin siyasi haritasının şekillenmesine oradan müdahale ettiği bir yapı miras kalmış olacaktı. Arap ülkeleriyle ve halklarıyla ilişkilerimiz de onarılamaz yaralar almış olabilecekti.
Ama bu tezkerenin (CHP öncülüğünde ve kimi AKP’li milletvekillerinin de katkısıyla) geri çevrilmesi, TBMM’ye büyük itibar kazandırması yanında AKP yönetimi ve Erdoğan’a da dünyada ve özellikle Arap-Müslüman aleminde hak etmediği bir prestij kazandırmıştı. Ama AKP yönetimi bu prestijin gereğini yapacak konumda olmadığından koşullar bu tarihten sonra Türkiye aleyhine gelişti.
Türk askerlerinin başına (Temmuz 2003’te Irak’ta) çuval geçirilmesi gibi kaba bir Amerikan intikamcılığına ‘nota’ bile verilememesi kamuoyunun gündemine oturmuş, Erdoğan’ın danışmanının "deliğe süpürmeyin, kullanın" ifadesiyle ABD’ye yeni taviz fırsatları sunulduğu birinci elden hatırlatılmıştı. Bunlar sakız gibi çok çiğnendi. Ama bazı gelişmeler perdelendi. Ret olayından sadece 17 gün sonra, 20 Mart 2003'te ABD hava güçlerinin Türkiye hava sahasını kullanmasına ve TSK güçlerinin Irak'a yerleştirilmesine izin verilmesine ilişkin yeni bir tezkere TBMM'den geçirilebilmişti. ABD’nin aşağılamalarına rağmen ABD'ye yaranma politikasından vazgeçilmemiş, A. Gül ve A. Babacan, Meclis'in bilgisi dışında, Eylül 2003'te 1 milyar dolar karşılığında yeni bir teslimiyet anlaşması imzalamıştı; ancak CHP'nin bunu teşhir etmesi üzerine geri adım atılmıştı.
ABD’nin TSK’yı hedef tahtasına koyması sonrasında iktidar henüz yargı........
