Sırt çantalı kızlar
Scott Ritter’den bir yazı
Scott Ritter, Amerikalı bir yazar ve askerî istihbarat uzmanıdır. Körfez Savaşı’na ABD Deniz Piyadesi birliklerinde istihbarat uzmanı olarak katıldı. Daha sonra Irak’ın kitle imha silahları ürettiği suçlamalarını inceleyen Birleşmiş Milletler (BM) denetçileri arasında yer aldı. Suçlamaların geçersiz olduğunu belirledi; bulgularını dikkate almayan ABD ve Britanya hükümetlerini protesto ederek istifa etti. Sonraki yıllarda Batı’nın Orta Doğu ve Ukrayna’da kışkırttığı, yürüttüğü savaşlara dönük eleştirileri, barış eylemleri ile ün yaptı.
Scott Ritter’in tespitlerine, eleştirilerine bu köşede zaman zaman yer veriyorum. Bugün de bu köşenin büyük bölümünü ona ayıracağım. İran’da ABD bombardımanında öldürülen kız öğrenciler haberinin arka planını ve yaşanmışlığını büyük ölçüde Ritter’in kaleminden aktarıyorum.
Teknik ayrıntılar onun uzmanlık alanındadır ve İranlılarla iletişim kurduğu da anlaşılıyor.
28 Şubat, sabah 6’ya doğru…
“28 Şubat 2026’da on yaşında bir kız çocuk, Atena Ahmedzade okula gitmek üzere evden çıktı. Günlerden Pazar, İran’da mesai günüdür. Mart 2025’te İran hükümeti mesai ve okul saatlerini değiştirmişti. Artık okullar sabahın 6’sında açılıyor; 13’te kapanıyor. Bu da Atena ve sınıf arkadaşlarının sabahları 4:30 civarında yataktan kalkmalarını gerektiriyor.
Atena başarılı bir jimnastikçiydi; çok sayıda yerel ve bölgesel yarışmaya katılmıştı. O gün antrenmanı vardı; kitapları, defterleriyle birlikte jimnastik üniformasını da taşıyan sırt çantası küçücük sırtında sallanmaktaydı.
Dokuz yaşındaki Zeynep Mirhayali de okul yolundaydı. İki ay sonra yapılacak itibarlı bir ezber yarışmasına katılacaktı. Kuran’dan bölümleri ezberliyordu; sırt çantası da buna göre düzenlenmişti; teneffüslerde boş durmayacaktı.
Fatma Yazdanpanah yedi, Ersa Farahizade ise on iki yaşındaydı; her sabah sırt çantalarıyla okula giderlerdi. Yaş farklarına rağmen yakın arkadaşlardı; benzer giysiler giyinir, ikiz gibi davranırlardı. Okula (yani Minab kasabasına) yakın bir köyün çocuklarıydı.
6:30’da güneş doğmuştu. Şacare Tayyibe (“Güzel Ağaç”) Okulu’nun bahçesine giren bu dört çocuğu ve 150 kız öğrenciyi her sabah güler yüzle karşılayan Fatime Taherifard okulun müdürüydü. Sırt çantalı bu kızlardan o sorumluydu; çocukların hayalleri, beklentileri onun gözetimi altında gelişiyordu. Bazıları TV’lerde haberleri sunan kadına hayrandı. Diğerleri doktor olup yaşlandıklarında anne ve babalarına bakmak istiyordu. Bazıları da kendi çocuklarını yetiştiren anneliğe özeniyordu. Fatime öğretmen bu hayalleri bilmekteydi. Kızları bu beklentiler doğrultusunda yönlendirmek onun göreviydi.
Şacare Tayyibe Okulu 2016’da açılmıştı. 2013’e kadar İran Devrim Muhafızları’na bağlı Asef Füze Tugay Karargâhı’nın yer değiştirmesi nedeniyle boşalttığı ve okula dönüştürülen binalara yerleştirilmişti.”
28 Şubat 2026’da öğle yemeği saatinde ABD füzeleri Şacare Tayyibe Okulu’nu vuracak; adı geçen çocukların tümü dahil 168 kişi ölecekti.
Scott Ritter yazısının devamında Şacare Tayyibe Okulu ile sözünü ettiği Füze Tugayı’nın Hürmüz Körfezi’ne bakan Minab kasabasında bulunduğunu açıklıyor ve ekliyor:........
