menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çünkü Nisan da Mayıs da çocuklarındır

13 0
27.04.2026

Nisan çocuklara gelir bizim ülkede, çocuklar içindir. Egemen cumhuriyet olmak böyle bir şeydir: Hem emperyalistlere karşı durursunuz hem de egemen sınıflara “ellerinizi çocuklarımızın hayatından ve geleceğinden çekin” dersiniz. Ama biz bu Nisan’a bayram neşesiyle değil sert bir gerçekle girdik: Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) gerçeğiyle. Çocukların oyun alanlarından, hayallerinden, eğitimden koparıldığı, “eğitim” adı altında sermayedarların çarklarının içine atıldığı bir düzenekle karşı karşıyayız… Şimdi takvim Mayıs’a dönüyor. 1 Mayıs’ta alanlarda yükselteceğimiz talepler, çocuklarımızın geleceği için olacak. Bu taleplerin başında ise başka bir eğitim talebi var. Başka bir eğitim, başka bir ülkenin kapısını aralayacak.

“Mesleki eğitim”, “beceri kazandırma” ve “istihdama hazırlık” gibi başlıklar bugün çocuk işçiliğinin üzerini örten kavramlara dönüşmüş durumda. Oysa bu başlıkların ardında değişmeyen bir ihtiyaç var: Ucuz, güvencesiz ve itiraz edemeyen emek gücü. Kapitalizm tarihsel seyri boyunca çocukları ya doğrudan ya da dolaylı biçimlerde üretim süreçlerine dahil etti. Dün fabrikalarda açıkça gördüğümüz çocuk işçiliği bugün inceltilmiş kavramların arkasına saklanıyor.

MESEM’ler bu işlevi görüyor. Çocuklar okul ile işyeri arasında sıkıştırılıyor ama gerçekte eğitimden koparılarak işgücüne dahil ediliyor. Ve süreç ideolojik bir çerçeve içinde meşrulaştırılıyor. “Altın bilezik”, “meslek sahibi olmak”, “erken hayata atılmak” gibi söylemler, çocuk işçiliğini görünmez kılmanın araçlarına dönüşüyor. Böylece çocukların sömürüsü, bütçelerini bir türlü toparlayamayan yoksul ailelere bulunmaz bir fırsat gibi sunuluyor. Gerçek ise tüm açıklığıyla ve şiddetiyle ortada: Çocuklar işçileşiyor çünkü aileler yoksul. Çocuklar işçileşiyor çünkü yetişkin emeği güvencesiz. Çocuklar işçileşiyor çünkü sermaye ucuz emek istiyor.

Tam da burada asıl soruyla yüzleşiyoruz: Çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, eğitimin piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarına göre örgütlendiği bir ülke kurulabilir mi? Bu soruya “hayır” diyenler ya da “çok zor” diyenler mevcut düzenin değişmezliğini savunuyor. Bu çevreler sadece........

© soL