Bir savaşın sonu, yenisinin başlangıcı
28 Şubat’ta Amerika Birleşik Devletleri ve onun bölgedeki “Pişekâr”ı İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın sonuna gelindiğine dair işaretler artıyor. ABD Başkanı Trump 80. yaş gününü bir anlaşmayla kutlamak için bastırıyor. İran’dan gelen sinyaller ise zamanlamaya dair soru işaretleri barındırsa da, özde belirli bir anlayış birliği oluştuğu izlenimini veriyor.
Bu anlayış birliğinin özüne göz atmadan şekle dair birkaç şey söylemek gerekiyor. Malum diplomaside öz kadar şekil de belirleyici olabiliyor.
İran ve ABD’nin üzerinde anlaştıkları veya anlaşmaya çok yaklaştıkları söylenen belge bir barış anlaşması değil. Teknik adıyla mutabakat zaptı deniliyor ama bana göre daha çok bir müzakere çerçeve belgesi ya da ön anlaşma. Başka bir deyişle ortada henüz bir anlaşma veya anlaşma taslağı yok ama anlaşmanın hangi yöntemle sağlanacağına ve nelerin görüşüleceğine dair niyet beyanları var. Bunlar üzerinde anlaşma olduğunda masaya oturulacak ve konuşulacak.
Bugün olması dahi hafta başında imzalanacak bu ön anlaşma sonrasında İran ile ABD arasında süren kesintili ateşkes 60 gün uzayacak ve görüşmeler başlayacak.
İmzalanacak belgede hangi unsurların bulunduğuna dair çelişkili bilgiler var. İran tarafından sızdırılan taslak ABD tarafından doğrulanmış değil.
O taslağa göre, ateşkes bütün cepheleri kapsayacak. Bunun anlamı Lübnan’daki İsrail katliamlarının durması. Bana göre bu çok kolay olmayacak. ABD yönetiminin İsrail’i bu konuda zorlamaya niyeti de yok, gücü de. Jeopolitik magazin ve komplo severlerin desteksiz salladığı gibi, mesele öyle Trump’ın Epstein dosyasındaki fotoğrafları, filmleri falan değil. ABD düzeni bir bütün olarak İsrail’le ziyadesiyle bütünleşik. Sürtüşme noktaları var ama “greater good” yani temel çıkarlar söz konusu olduğunda ayrışma filan yok. Kongre’de geçtiğimiz günlerde kabul edilen ve ABD ile İsrail’i güvenlik bağlamında eş düzlemde ele alan tasarı bunun güzel bir örneği.
Hep yazıyoruz ama dünyaya dinsel gözlüklerle bakmayı halkı kandırmanın kullanışlı ve ucuz bir aracı olarak kullananlara inat bir kez daha yinelemekten zarar gelmez. İsrail yandaşlığı öyle Cumhuriyetçiler içinde ağırlıklı yer tutan manyak evanjelistlerin yobazlığıyla sınırlı bir olgu da değil. Amerikan Demokratlarının İsrail sevdası da bununla yarışır seviyede. Her iki parti açısından da mesele dinsel, duygusal, insani filan değil, sermayenin doğrudan çıkarlarıyla ilgili. İsrail’in varlığı Ortadoğu’da ABD sermaye düzeninin bekası bakımından zorunlu. Akepe gibi, o işlevi kısmen veya tümüyle yüklenmeye hevesli bölge rejimleri hayal dünyasında yaşıyorlar.
Konuya dönelim. İran kağıdında yaptırımların kaldırılması ve dondurulan İran varlıklarının aşamalı olarak serbest bırakılması var. Trump bunu şiddetle reddediyor. Göreve geldiğinden beri her yüz lakırdısından doksan dokuzu yalan olduğu için İran’ın doğruyu söylüyor olma olasılığı yüksek. Yalnız o tür bir düzenlemenin koşullu ve aşamalı olacağına kesin gözüyle bakabiliriz.
Trump’a........
