menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

En akıcı Hint dizisi: Gandhi’ler neden yerde sürükleniyor?

29 0
previous day

İngilizlere karşı bağımsızlık mücadelesi veren kurucu bir partinin dindar bir ülkede seküler bir demokrasi kurma çabası. Kurucu kadronun otoriter uygulamalarına tepkili sağ muhafazakârların yıllar içinde güçlenip büyük seçim zaferleri kazanması. Akabinde, geçmişte eleştirdikleri ne varsa aynısını yapması.

Bir zamanlar ülkenin “sahibi” olan kurucu kadronun, muhalefete düşünce neye uğradığını şaşırması. Halktan kopuk oldukları için seçimleri bir türlü kazanamayınca çareyi özeleştiri ve zihniyet değişiminde bulması. Muhalefet liderinin ülkeyi baştan sona yürümesi, çok parçalı muhalefeti birleştirmeye çalışması.

Asla bitmeyen bir seküler-dindar tartışması. Muhaliflerin ajanlıkla suçlanması, protestoların dış güçlere bağlanması, yargı ve kamu kurumlarına taraflı isimlerin atanması, gençlerin yalnızca gösteri ve yürüyüş hakkını kullandıkları için gözaltına alınması.

Ülkede sopanın bir türlü kırılamaması, sadece el değiştirmesi.Ve “Indira Gandhi” denince ortamın buz kesmesi.

Tabii büyük bir farkla. Türkiye’de “indiragandi” para çalmak, yolsuzluk yapmak anlamına gelen bir deyim. Aslında Hindistan’ın ilk kadın başbakanının isminin yolsuzlukla anılması aslında 1970’li yılların ilginç bir medya “operasyonu”.  

İlginç, çünkü her ne kadar Türkiye’deki basının ilgisini çekmese de Indira Gandhi’nin en büyük suçu, yolsuzluk değildi.

Babasının uğruna yıllarını verdiği bir anayasayı koltuk hırsı uğruna askıya almasıydı.

Herhalde iki darbe arası, bir muhtıra sonrası 70’li yıllarda Türkiye’den Hindistan’a bakanlar için anayasanın askıya alınması manşetleri dolduracak kadar büyük bir skandal olarak görülmemiş olsa gerek ki Indira Gandhi skandalı yolsuzluk suçlamalarıyla da süslenmişti.

Bir o kadar yakın, bir o kadar da uzak iki ülke arasındaki benzerliklerden belki de en ilginci olan Indira Gandhi hafızası da işte böyle oluşmuştu.

Türkiye’deki “indiragandi” deyimine etkisi olur mu meçhul; ama Indira Gandhi’nin torunları bugünlerde babaannelerinin kötü hafızasını temizlemek için bir zamanlar ninelerinin üzerinde tepinerek bizzat çiğnediği anayasayı korumak için yerlerde sürükleniyor, barikatlara tırmanıyor, bir hobi olarak günaşırı gözaltına alınıyor, karakola götürülüyor.

Bir zamanların elit siyasetçileri, dünyanın en kalabalık demokrasisinin fişini çekmek isteyen Modi hükümetine karşı büyük bir mücadele veriyor.

Hem de sokaklarda sürüklene sürüklene.

Gandhi hanedanı, Mahatma olan değil

Her ne kadar Mahatma Gandhi Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin lideri olarak bilinse de, bağımsız ve modern Hindistan Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı Jawaharlal Nehru’ydu. Nehru da Gandhi gibi Hindistan’ın İngiliz sömürgeciliğine karşı direnişini örgütleyen liderlerden biriydi. Bağımsızlığın ardından yeni modern devletin temellerini atmış seküler sol partinin lideriydi: Ulusal Hint Kongresi.

Gandhi 1948 yılında, ülkedeki Müslüman azınlığa destek verdiği için bir Hindu milliyetçisi tarafından öldürüldü. Nehru ise 1947’de ülkenin başbakanlığını üstlenmiş, suikastın ardından ülkenin en karizmatik kurucu lideri olmuştu.

Sosyalist fikirlere yakın olan Nehru, ülkede ciddi sosyal reformlar uyguladı, neredeyse bütün yasaları yeniden yazdı, yeni bir devlet düzeni ortaya koyan bir anayasayı kabul ettirdi, katı din kurallarının ve kast sisteminin kamusal alan üzerindeki etkisini kırdı, dengeli bir dış politika benimsedi ve ekonomik yatırımları hızlandırdı.

1964 yılında hayatını kaybettiğinde, ülkesine “Hindistan’ın kurucusu” sıfatıyla veda etti.

Nehru’dan sonra göreve gelen yeni başbakan Lal Bahadur Shastri de 18 ay sonra hayatını kaybedince, ülkenin kurucu partisinin liderliğine iki kişi aday oldu: Nehru’nun kızı Indira Gandhi ve Ekonomi Bakanı Morarji Desai.

Indira Gandhi, Mahatma Gandhi’nin bir akrabasıyla evli değildi. Eşi Feroze, Gandhi’den etkilendiği için soyadını değiştirmişti. Seçimleri Nehru’nun kızı Indira Gandhi kazandı. Parti elitleri siyasi konularda naif buldukları genç bir kadını kukla gibi yönetebileceklerini düşünmüştü.

Fakat yanıldılar. Indira Gandhi, parti yönetimini öyle bir eline alacaktı ki babadan kızına geçen partinin liderliği uzun bir süre aile dışından birine nasip olmayacaktı.

Gandhi hanedanlığı resmen kurulmuştu.

Babasından koltuğu devralan Indira Gandhi, başbakan olarak girdiği ilk seçimlerde ciddi bir oy kaybı yaşadı. Seçim yenilgisinin ardından uygulamaya başladığı sol politikalar partisindeki sağcı isimlerin tepkisini çekti. Bu kişilerin başında, liderlik koltuğu için yarıştığı Desai geliyordu. Gandhi, parti disiplinine uygun hareket etmediği için kendi partisinden ihraç edildi ve sol kanatla birlikte aynı adla yeni bir parti kurdu.

1971 seçimlerini büyük bir farkla kazandı. En yakın rakibi , Gandhi’nin aynı adı taşıyan yeni Kongre Partisi A oy almıştı.  

Fakat seçimlerden dört  sene sonra, Gandhi’nin seçim bölgesindeki bir mahkeme ilginç bir karara imza attı. Gandhi’nin seçimi kendi seçim bölgesindeki sandıklarda başbakan olmasının getirdiği kolaylıklarla kazandığına hükmetti. Seçim usulsüzlükleri nedeniyle milletvekilliğinin iptal edilmesine, altı yıl siyaset yasağı uygulanmasına karar verdi. 

Yasalar, Hindistan başbakanının aynı zamanda milletvekili olmasını zorunlu kılıyordu. Bu nedenle Gandhi’nin başbakanlıktan da istifa etmesi gerekiyordu. Gandhi mahkeme kararına uymadı, istifa etmedi, Cumhurbaşkanı ile görüştü ve ülke çapında OHAL ilan edildi.

Gandhi, 1977 seçimlerine kadar ülkeyi OHAL ve kararnamelerle yönetti. Sol ekonomi politikalarını yaygınlaştırdı, oğlu Sanjay Gandhi’yi ön plana çıkardı. Fakat OHAL boyunca ülke çapında insan hakları ihlalleri ile muhalifler ve medya üzerindeki baskılar arttı; en çok oğlu Sanjay Gandhi’nin yürüttüğü zorla kısırlaştırma politikaları tepki çekti. Hukuki denetimsizlikten faydalanan güvenlik güçleri, yoksul erkekleri sokaktan zorla toplayıp kısırlaştırıyor, nüfus kontrolü adı altında işkence uyguluyordu. Sadece bir sene içerisinde 6 milyon Hint erkek zorla kısırlaştırılmıştı.

1977 seçimlerinde Gandhi’nin eski rakibi Morarji Desai 81 yaşında kendisine yeniden rakip oldu. Desai sosyalistleri, milliyetçileri, komünistleri, sağcıları, eski Gandhi destekçilerini birleştirerek ortak bir ittifakla seçimlere girdi, Indira Gandhi’yi sandıkta yendi. Ülkenin kuruluşundan beri ilk kez yönetimdeki parti değişmişti.

Sessiz devrim Hindistan’ı bir süreliğine rahatlatmıştı.

Yine de Desai’nin kurduğu ittifak pek başarılı olamadı; koalisyondaki radikaller Indira Gandhi’den intikam almak istedi, soyut iddialarla önce milletvekilliği düşürüldü, sonra tutuklandı. Indira Gandhi bu haksızlık karşısında halkın sempatisini sırtladı. 1980’de tekrar seçimleri kazanarak başbakan oldu. Aynı yıl halefi........

© Serbestiyet